Sait Faik Abasıyanık'ın hayatın önemsiz görünen anlarını okuyucuya sunduğu ile ilgili bir yazı okumuştum. (Haldun Taner'den) Gerçekten de her hikayesinde fark ediyorsunuz ki, hayatın hızlı akışında yanından geçip gittiğimiz bazen anlam veremediğimiz olayları anlatmış. Kitabı okurken yer yer hüzünlendim. Çünkü insanın ruhundan parçalar görüyordum. Tıpkı bir insan öldükten sonra ondan kalan birkaç yazıda, birkaç parça eşyada o kişiyi görmek gibiydi hissettiğim.
Aenas destanı kitabından yola çıkılarak yazılmış bir kitaptır. Lavinia bu destanda adı çok kısa geçen bir karakterdir ve bu kitapta Lavinia karakterinin derinliğini görürüz. Yazar adlı kişiyle Lavinia'nın konuşmaları kitapta en beğendiğim kısımlardan oldu.
"Bence insan büyük bir mutluluğu kaybedip de onu hatırlamaya çalıştığında üzüntüye davetiye çıkarmış olur yalnızca;halbuki sürekli mutluluğu düşünmezse onu yüreğinde ve bedeninde bulabilir kimi zaman, sessiz sedasız ama kalıcı."
Karl'ın yaşadıkları zor, iç bunaltıcıydı. İlkin iyiydi. Çünkü rahat ve gösterişli bir yaşamdı onunkisi. İşlerin zorlaşmaya başladığı kısım ile bağlantı kurmak zor. Çünkü dayısı akıllı bir adam sanıyordum. (Geleneksel düşünceli bir adam olduğunu düşündüm sonrasında.)
Klamm ve K. 'nın savaşı. Kitapta alegoriler var. Bu alegoriler insanın yaşadığı zorlukları yüzünüze vuran cinsten. Bazı olaylar o kadar uzun tasvir edilmiş ki. Kitabı okuyalı 3 ay falan geçmesine rağmen onları hatırlıyorum.
Deneme gibi kaleme alınmış, hayatın önemli safhaları hakkında sohbet tarzı anlatımla taçlandırılmış bir kitap.
"Ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,Çünkü sevgi, kendi yolunu çizer, sizi değer bulduğunda..."