📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“bir organ nakli gibi sevmiştim seni
çürük gözlerine bağışlanan ellerim
yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim
darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi
çok tehlikeli bir sırrı saklar gibi sevmiştim seni!
çok eskimiş bir aşkın hatırlanması
sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
aslında işin açıkçası
rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
fırtınanın camı çerçeveyi indirmesi gibi
hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi sevmiştim seni!”
#Alpindefteri
Küçük İskender
Yaşamının son dönemlerinde katı bir ahlakçılık ve Hristiyan öğretisi benimseyen Tolstoy, bugün Türkiye’de yaşasa iş yok diye isyan eden gençlere ‘delefonunu gözder’, tacize uğradığını söyleyen kadınlara ‘davet ettin ki oldu’ kadın cinayetlerine ‘erkek böyle istedi’ minvalinde açıklamalar yapan yobaz bir amca olacakmış.
Anna Karenina hayatım boyunca ‘en’ listesine koyacağım yegâne romandır. Bazı noktalarda Kreutzer Sonat ile paydada buluşsa da bu iki eserin 12 yıl arayla aynı kalemden çıkmış olması oldukça şaşırtıcı.
Kitap, tüm sorgulamalarını bir kenara bırakarak kendini Hristiyan idealizmine adamış bir yobazın manifestosu gibi. Baskın bir kadın düşmanlığı, tıp bilimini reddediş (yangını tekbir ve fatiha okuyarak söndürelim diyen Cübbeli’yi de destekleyecekti bizimki – tekbir konusunun hadis olduğunu iddia edenler de var), insanın kendinden tümüyle feragat edip yaradan yoluna hizmet etmesi için var olduğunu savunuyor bizimki.
Tolstoy manevi hayatının tüm hezimetlerinin kefaretini okurlarına ödetiyor.
13 çocuk babası olmuş Tolstoy’un 5 çocuğu sırasıyla ölüyor.
“Doğum önleyici ilaç kullanmak, birincisi, insanları bedensel aşkın kefareti olan çocuklara özen göstermekten ve emek vermekten kurtardığı için, ikincisi, insan vicdanına en ters düşen hareket olan cinayete neredeyse en yakın durum olduğu için iyi bir şey değildir. (...) bu konuda ana babalar tıp denilen düzmece bilim tarafından destekleniyorlar.”
Marksizm’e gönül veren ve tüm mal varlığını köylülere dağıtan Tolstoy’un (bir fikre kapılmıyor da kölesi olacak kadar radikalleşiyor bu adam) karısıyla olan sorunları edebiyatseverlerin malumu. Nitekim 82 yaşında bile önce karısından ayrılıyor, 10 gün sonra ise evini terk ederek bir tren istasyonunda zatürreden ölüyor.
“Bir Hristiyan’ın ideali Tanrı’yı ve
Bir yücelik yitirildi,
Bir daha gülmeyecek;
O şafaklarda öldü, beni dinleyen yok;
Bundan bir yere varılmaz, hepsi boşuna,
Çünkü o kendi ölüm kentinde şimdi,
Acısı tamamlanmış,
Bense bir başka işte
#pabloneruda