Şimdi artık biliyorum, insan çocukluğunun evinden bir gün çıkıyor , sonra o eski romanlardaki maceracı gezginler gibi ordan oraya savruluyor. Hanlarda kalıyor ,tanımadığı insanların evinde misafir oluyor , hiç bilmediği perili köşklerde geceliyor , kaderin önüne çıkarttığı yollardan bazen birini bazen ötekini seçerek hayatı keşfe çalışıyor . Kimi zaman bir yerde durup artık yorulduğunu daha fazlasını görmek istemediğini düşünerek kendisine sazlardan bir kulübe kuruyor. Sonra bazen o kulübeyi yıkıp yeniden yollara düşüyor . Ama hep sonunda kendi evini , gerçekte ait olduğu , hiçbir şey yapmadan , yalnızca içinde oturduğu için bile mutlu olacağı o eşsiz yeri , ruhunun sığınağını arıyor. Kaç kişi bulabilmiştir ki? Kaç kişi kendisine göre eşsiz bir maceranın ardından güverteye çıkıp ufka bakarken , "Kıyı göründü" , diye bağıracak kadar şanslı olmuştur ? Hatta kaç kişi gerçekte bütün bu çılgınca yolculuğun amacını anlayabilmiştir ki?