Birine baktığında, dinlediğinde, sevdiğinde, konuştuğunda, anladığında ağlayabiliyorsan bu anlamlı. Birinin güzel, seksi, alımlı, çekici olması göze hitap etmesinin sınırlı kalmasıyla birlikte, çürümedir de. Biri gözlerinden o yaşı akıtabiliyorsa bu alımlıdır, önemli olan ruhların ortak bir yerde, ortak bir paydada buluşması, geçicilik değil, kalıcılık. Bir şarkıyı dinlediğinde kendinden geçip coşuyorsan bu bir başarı değil, geçmişe gidip ağlıyorsan, hatıra filmi oluşturuyorsa zihninde, romantikleşiyorsan, sanata evriliyorsa ruhun; bu başarı.. vermek istenilen şeyi alabiliyorsan, her nefesten bir anlam çıkartabiliyorsan, ki şayet anlamı olan, içi dolu olan bir şahsı dinlerken gözünden yaş akıyorsa, anlamı varsa yaşamanın, ruhunda bir yerlerde canlı kısım varsa, biri dokunup yeşertebiliyorsa bu gerçek başarı. Altı dolu olmayan ego, zevk, şehvet ve haz tatmini uğruna yapılan şeyler değil. Canlılığı bulmak, dokunmak, sevmek, ölü yaraların katilini ve sebebini bulmak başarıya adımdır, ruhunu unutup diri diri gömmek değil, aslında suçlayıp bahane bulduğunuz kökten gelen aile, çevre size sevgi vermek zorunda değil, sevgi zaten içinizde; önemli olan sıkışmışı ölümden kurtarmak, canlıyı yeşertmek, bir varlık ruha dokunmuyorsa boştur, ağlatmıyorsa, izi yoksa varlığı yoktur bana göre.
Ruhun canlıysa ağlarsın, doğduğunda ağlarsın, henüz ölü canlar uğramadıysa yeşerirsin toprağında, bundan en sevdiğim sanatçı söylediğinde, konuştuğunda ben hep ağlarım. Ölü sevgi bulunmayan ruhuma dokunabildiği için.. rengini katabildiği için evrenime..
Çok fazla arzumuz var sanıyoruz ama aslında tek bir tane. :)