İstemek hayattaki istenen sonuçlar için yeterli olsaydı, herkes sağlıklı, zengin ve bilge olurdu. Bu açıkça doğru değil. Adamak istemeyi kapsamaktadır, ancak özünde bu karar vermeyle ilgilidir. Adamak tıpkı söz vermek gibidir: Karakterinizi ve benliğinizi ortaya koyuyorsunuz. Bir şeye tamamen kendinizi adadığınızda, nasıl hissedeceğinizi düşünmeksizin gönüllü olarak bir takım seçim ve değerlere teslimiyet göstermeyi seçersiniz.
DİN VE İDEOLOJİ- ŞERİF MARDİN
İletişim Yayınlarından 17. baskı olarak 2008 yılında çıkmış elimdeki kitabın “metodolojik not” başlıklı ilk bölümünde yazar temel olarak modern davranış bilimlerinin tarih bilimleri ile birleştirilebileceğini iddia etmiş. Burada sosyal antropolojinin yapı ile fikir arasındaki ilişkileri anlatan tetkiklerinden esinlendiğini ifade etmiş. Yazarın “yapı” olarak adlandırdığı şey insan ilişkilerinin belirli düzenlilikleridir. Bunlar elle dokunulur varlıklar değil bir eşya değil analitik inceleme araçlarıdır. Bu nispetle geçicidirler ve ileride daha ince kavramlar geliştirildiği zaman başka şekilde izahlara kavuşabilirler. Weber de sosyolojisinde meşruiyet şekilleri ile ilgili bütün toplumu ve tarihi kapsayan tanımlamalar yapılamayacağını ifade etmiştir. Meşruiyet şekillerinin birinin nerede bitip öbürünün nerede başladığı belli değildir. Nihayet bölüm sonunda yazar gayesini şu kelimelerle açıklar: “Biz, bu eserimizde Osmanlı-İslâm toplumunun ve bugünkü Türkiye’nin Batı toplumlarından ayrılan bazı özellikleri olduğunu gösterebiliyorsak en önemli gayelerimizden birine varmış sayılırız.” (sy 9)
Bununla birlikte yazar ikinci basıma yaptığı önsözde kitabındaki fazlaca “davranışsalcı” değininin -yeniden düşündüğünde- bir miktar rahatsız edici olduğunu vurgular. Toplum bilimlerinde düşüncenin ayrıntılı incelenmesinin öneminden bahseder
1. Bölüm- Din ve İdeoloji
Kimilerine göre çağımız, ideolojilerin batış devri olarak ilan edilmiş ise de bu pek isabetli değildir. Sert ideolojiler yok olmak üzere olsa bile yumuşak ideolojilerin işleyişiyle ilgili sorunlar yeni ele alınmaktadır. Buradaki sert ideoloji, teorik muhtevası olan kuvvetli yapıları imlerken yumuşak ideoloji ise kitlelerin daha çok şekilsiz inanç sistemlerine karşılık gelmektedir. (sy
"Bazı insanlar ışığı görünce, bazıları ise ısıyı hissedince değişirler. " İnsanlar sosyal, yasal ve iş ile ilgili şiddetli sonuçlar deneyimlemedikçe genellikle öfke ve diğer ciddi kişisel sorunları üzerinde çalışma kararı almazlar.