Erol Güngör'ün İslam Tasavvufunun Meseleleri adlı eseri, tasavvufu hem tarihî hem de fikrî yönleriyle anlamama yardımcı olan önemli bir kitap oldu. Yazar, tasavvufu ne aşırı şekilde yüceltmekte ne de eleştirmektedir; bunun yerine konuyu objektif ve akademik bir bakış açısıyla değerlendirmektedir.
Kitapta tasavvufun ortaya çıkışı, gelişimi ve İslam düşüncesindeki yeri ele alınırken ilham, keşif, zikir, nefis terbiyesi ve velayet gibi birçok konu açıklanmaktadır. Özellikle Gazâlî'nin bilgi anlayışına dair bölümler benim için oldukça dikkat çekiciydi. Tasavvufun sadece duygusal bir yöneliş değil, aynı zamanda insanın kendini tanıma ve olgunlaştırma çabası olduğunu daha iyi anlamamı sağladı.
Genel olarak, tasavvuf hakkında sağlam bir temel edinmek isteyenler için okunması gereken, düşündüren ve ufuk açıcı bir eser olduğunu düşünüyorum.
Bu konuda söylenebilecek en doğru söz şudur: Kalp, her şeyin gerçek mahiyetinin tecelligâhı olma kabiliyetine sahiptir. Yukarıda işaret etmiş olduğumuz beş sebepten biri dışında, kalp ile nesnelerin hakikatleri arasına hiçbir şey giremez. Böyle bir engel, kalbin aynası ile Allah tarafından üzerine kıyamete kadar vuku bulacak her şeyin yazıldığı Levh-i Mahfûz arasına giren bir perde gibidir. Bilgilerin hakikatleri, Levh-i Mahfûz'un aynasından kalbin aynasına, tıpkı bir aynadaki görüntünün karşısındaki başka bir aynaya yansıması gibi yansır. İki ayna arasındaki perde bazen el ile kaldırılır, bazen de onu hareket ettiren bir rüzgâr sayesinde ortadan kalkar.
Hiçbir gayret, çalışma ve tetkik olmaksızın kalbe doğan bilgi iki türlüdür: Birincisi, insanın nasıl ve nereden geldiğini bilmediği bilgidir. İkincisi ise, bilginin geliş vasıtası hakkında da bilgi içeren bilgidir. Bu ikinci durumda kişi, o bilgiyi kalbine getiren meleği görür. Birincisine ilham veya kalbe üfleme denir; ikincisine ise vahiy adı verilir. Vahiy peygamberlere mahsustur. Birinci tür bilgi ise velilere ve salih kimselere aittir. Daha önce sözünü ettiğimiz, zihnî çalışma ve araştırma yoluyla elde edilen bilgi ise âlimlere mahsustur.