Sünnet, dini bir uygulama değildir. İslamiyet'te de sünnetin Muhammed'in sünnetli doğduğu tevatüründen çıkarak, zamanla yerleştiği söylenir. Muhammed'in ölümünden 250 yıl sonrasına kadar böyle bir pratiğin olmadığı, artık çok sayıda ilahiyatçının da kabulü. Sünnetin ne kadar anti-İslami bir gelenek olduğunu herkese anlatmaya çalışan İslami gruplar biliyorum. Bu gruplar, Allah'ın erkeği zaten olması gerektiği gibi yarattığını savunuyorlar. Aralarında Sünnetin "şirk" olduğunu iddia edenler dahi var.
Sünneti tarih, din, etik ve çocuk hakları açısından sorgulayan bir araştırma kitabı yazarı Kaan Göktaş, gazeteci Damla Çeliktaban'a verdiği röportajda sünnetin tarihçesinin Afrika dinlerine uzandığını, Yahudilerdeki geleneğin ise köle ve mahkum olarak sürülmelerinden kaynaklandığını söylüyor:
'Ana Tanrıçaya kendini adayan erkek rahipler, kendi kendilerini hadım ederek penislerini kurban sunarlardı. Sünnet bu ritüelin modern halidir. Mısır'da köleler ve mahkumlar, bir aşağılama yöntemi olarak Sünnet edilirdi. Musa'nın Mısır'dan çıkardığı insanlar köleler ve mahkumlar olduğu için, hepsi sünnetliydi. Bunu toplumsal bir işaret olarak gördüler ve devam ettirdiler. Bu şekilde de Tevrat'a girdi. Hristiyanlık 'ta yer almadı. İslam'da ise kesinlikle yok.'