Gri , puslu, soğuk Rusya. Fabrikanın düdüğü uzunca ve çığırarak ötmekte. İşçiler her zamanki gibi uykularını alamadan iş başı yapmaya giderler. Kazandıkları üç kuruş para ile karın tokluğuna çalışmaya,tutunmaya çalışıyorlar. Kazandırdıkları ise cebi büyük insanların metresi için altın bir leğene gitmekte. İşte kaybolmaktadır ömürlerinin kısacık süreleri bu şekilde.
Pavel babasının ölümünden sonra kendini içkiye verir sonrasında yavaş yavaş kitap okumaya, kendine çekidüzen vermeye başlar, şık giyinmeyi bırakır, hareketleri daha rahat olur. Annesine bir gün yasak kitaplar okuduğunu işçinin neler yaşadıklarını anlatan kitapları okuduğu ögrenilirse hapse gideceğini söyler.
Öğrenmek istediğini ve sonrasında öğretmek istediğini, işçilerin gerçekleri öğrenmesi gerektiğini anlatır ve bir dava başlamış olur.
Ana ilk başta Pavel'in yaptıklarına, eve gelen giden arkadaşlarına karşı korku ve endişe ile yaklaşsa da kendisi en önemli sembollerden biri haline gelmektedir.
Tutuklamalar, bildiriler, broşürler, baskınlar, sopalar, küfürler, hayaller, fısıldaşmalar, 1 Mayıs ve haklarını arayan işçiler
Tüm bu acı çekmiş insanları anlamak ve şahit olmak isteyenlere muhteşem bir roman.
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,3bin okunma
Hakan Günday'ın yazdığı bana göre en başarılı kitabı bu. Delilik ve Deha arasında git gellerle dolu bir serüven. Yazar birçok cümleyi üstüne uzun uzun konuşabileceğiniz şekilde sizi sorgulamaya sevk edecek bir halde yazmış. Asil, bu dünyadan daha çocukluktan itibaren azledilmiş. İçi tanıdığı herkesle dolu olarak yaşamasının nedenini annesine sorduğunda" Çünkü aptalsın" yanıtını almış.
28 yaşına geldiğinde bir mektup alır ve görür ki 2 yaşındaki kendisinin gelecekteki kendisine gönderdiği mektubu ulaşmıştır . Zihinsel sakatlığının nedeni sözünü ettiği kara düşüncenin önlenemeyen gelişimi olduğunu söyler. Aptalı öldürüp kuralları bileni diriltmeyi amaçlar ve başarılı da olur. Kitap ilerledikçe bunlarin açıklamasını da öğreniyor. Mektup bittiğinde artık Asil gelişiminini tamamlıyor sıra kendini yok edişinde.
"Yaratarak Yok Olma" sürecinin içine giriyor. Yokavar güdüsüyle romanlar yazmaya başlıyor. Hiçliğin merkezine erişmeye ve elinde olan bütün her şeyi tüketerek varlıktan ibaret olmaya çalışıyor. Son düzey.Bu romanlardan beni en etkileyen Kargo Hırsızı olan. Hakan Günday'in o hayat yumruğunu fena hissettiren bir hikaye
Asil bunlarla da yetinmeyip bir "Ne Kadar Kötüsün" deneylerine başlıyor. Tuttuğu sayılar her ne kadar gerçek istatistikler olmasa da hakikatten de çok uzak olmadığını tahmin edebilir insan.
Asil, iş verdiği Milletvekili Halim Bey vasıtasıyla bazı düşünceleri mecliste açar ve kimlerin ne kadar muhalefet ya da tepki verdiğini ölçer. Kimi görüşlerine kanın son damlasına kadar savunacak kişiler Halim Bey'le aynı kefede olmamak için tamamen karşı çıkıp içten içe kendileriyle çelişiyorlar ve bütün fesat, iğrenç düşünceleri Halim Bey'e atıyorlar.
Tüm bunları bir kenara bırakıp en sonunda Asil bir sahil kenarında Huzur Pansiyonu'a gelir ve orda pansiyon
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu kitabında kadın-erkek arasındaki eşitsizliği ve evlenme- boşanma işlerinin iki cinsiyette ne kadar farklı olduğunu gözler önüne sermiş.Dönemin erkeklerde olan özel imtiyazları, kadınlara verilmeyen hakları, erkeklerin kimi yerde eşlerini öldürebileceklerini ve bunun birer namus meselesi adı altında kılıf uydurulmuş olduğunu anlatarak sertçe eleştirmiş ve kitabın sonunda da besbelli tarafını belli etmiş.Aynınur hanımın zorla evlendirilmesi(satılması) sonucu hiç istemediği biriyle beraberliğe girer. Eşinin bir kurt gibi üstüne saldırdığı ve hoşlanmadığı halde onu öpüp kokladığını ve daha birçok fiziksel temasa girdiğinden yakınır. Bir gün pazara gittiğinde çocukluk aşkını görür ve ihtiraslı bir yasak aşk böyle başlar. Hüseyin Rahmi'nin alıştığım tarzından farklı bir romandı onun sokağın ağzını kullanarak güldürmesinden çok sorgulayıcı bir romandı. Yine de okunur.
Sevda PeşindeHüseyin Rahmi Gürpınar · Can Yayınları · 2019562 okunma
Psikoloji kitabı olarak başlayıp benim hayatımı sorgulattıran bir kitap oldu benim için Incognito. Sahip olduğumuz beynin ne türlü oyunlar çevirdiği, bilinçli dünyamızın aslında ne kadar hayatımızda küçük bir yer kapladığını, haberimiz bile olmadan nöronların ne harika işler başardığını öğretmenin yanında güzellik algımız, aklımıza gelen fikirler, yaşanan hastalıkların ve olayların sonucu etkilenen kişiliğimiz, doğuştan itibaren gelen kalıtsal yolla aldığımız hazır çözümler, rüyaların öyküleri, sır tutmanın beyne zarar verebileceği ve dahasını öğrendiğim hayat sorgulatan bir kitap.Yazar anlattığı kavramlara daha açıklık getirebilmek için kayda değer örnekler de vermiş ve hepsi de ilgi çekici. Psikolojiye ilgi duyan herkesin kesinlikle okuması gerek bence.