Bir kitabı okumadan önce okurlar ilk etapta internette incelemesini okuyup, ardından okuyup, okumayacağı ve kendisini sıkıp, sıkmayacağını analiz etmektedir ve bu metot bence çok yanlış bir yöntem çünkü her kitabın kişilere vereceği mesaj da çok farklıdır o yüzden burada paylaşacağım bilgiler de sizlere asla bir ön yargı oluşturmasını istemem.
İncelemesini yaptığım kitap yazarın son kitabıdır ve hasta olduğu dönemde yazmıştır. Bu kitabı ise benim için ender kitaplar arasında hem bu kadar ince olup hem içerik olarak çok dolu olmasına bağlı olarak kitapta yazar bireysel temelde kendini baz alarak hayata bakış noktasında Hristiyan gelenekleri olsun ve toplumdaki kalıplaşmış düşünceler ve davranışları çok hiciv bir dil ile ele almıştır. Özellikle Alman toplumuna olan bir karşı söylem söz konusu ve yer yer Alman toplumunu çok sert eleştirmiştir. Lakin kendisi de Fransız toplumuna daha yakın bulmuştur özellikle edebi içerik olarak ve Fransız yazar Stenhal'dan örneklemeler vermiştir. Aynı zamanda yazıları konusunda da belki biraz egoist bir tutum sergilediğini düşünebilirsiniz özellikle " Yazılarımın havasını soluyabilen bunun bir yüksek yer havası, soğuk bir havası olduğunu bilir , o hava için yaratılmış olmalı insan yoksa oldukça büyüktür üşütme tehlikesi" der lakin kaba bir dille egoist tutum sergilediğini söyledim fakat şunu da sezmiş bulundum yazar da kendisi aynı zamanda yaşadığı toplumun yani Alman toplumuna olan sinir ve öfkesinden kaynaklı olarak da bunu bu şekilde dile getirdiğini söyleyebiliriz.
Ve yazar kadın erkek ilişkisine de konu alır. "Sevdi mi parçalar gerçek kadın dediğin, öç ardında koşan kadın ise yazgıyı bile dinlemez yıkar geçer" der bir çeşit kadında yıkıcı bir yeniliğin ve karakterin olduğunu aslında bizlere söyler.
Temelde ise eğer bir insan
Yedi kattır yalnızlığın derisi; bir şey işlemez içine. İnsanlara yaklaşırsın, dostlarını selamlarsın: Gene bir ıssızlık, gene bir tek bakış yok karşılık veren. Olsa olsa bir başkaldırma