Türkçenin binli yılların başlangıcındaki kullanımını doğrudan gözlemleyebilmek,dille ilgilenen kişiler için müthiş bir durum. Bugün kullandığımız birçok sözcüğün en eski kullanımlarını görmek,eklerin zaman içerisinde değişmesine tanık olmak,bin yıl öncesinin eklerini hâlâ kullanıyor olmak çok farklı hissettiriyor insana.
En güzeli de zannederim eseri,bugünkü Türkçeyle aktarılmış hâli ile yazıldığı dönemin Türkçesiyle eş zamanlı okumak. Mısra sonlarındaki ses uyumları büyük bir dikkatle korunmaya çalışılmış. Bu yapılırken manayı korumak da zor iş. Bu bakımdan metni hazırlayanı tebrik etmek gerek. Ayşegül Çakan,her ne kadar “çevirmen” olarak kitabın ön kapağında yer alsa da Türkçeden Türkçeye bir “çeviri” kulağa tuhaf geliyor.
Yusuf Has Hacip(Balasagunlu Yusuf),6645 beyitlik,mesnevi tarzında 18 ayda yazdığı bu öğretici ve sembollerle bezeli esere “Kutadgu Bilig(Kut/Devlet/Mutluluk Bilgisi)”adını vermiş.
Eserin dili dışında içeriği de dolu dolu. Adaleti temsil eden hükümdar Kün-Togdı(Gün Doğdu)bilge,töreli,kutlu,erdemli bir hükümdar;kut ve mutluluğu temsil eden veziri Ay-Toldı( Ay doldu>Dolunay) da yine hükümdarını doğru yola iletmek,töreyi düzenlemek,halkın ve devletin dirliği için bilgisiyle tavsiyelerde bulunmakla yükümlü. Ay Toldı ölünce yerine çok iyi yetiştirdiği oğlu Ögdülmiş(Övülmüş) hükümdara bilgelikle danışmanlık yapar,ile düzen ve dirlik verir. Hükümdarın güzel bir ad bırakması adına doğruluktan ayrılmaz. Aklı simgeler.Kün Togdı ve Ögdülmüş’e dini yönden kılavuzluk eden ise Odgurmış’tır ve dervişçe bir yaşam sürerek ölümü simgeler.
Eser daha çok devlet yönetenler için bir siyasetname özelliği taşısa da vurgu yaptığı onlarca erdem,bütün insanların bu eserden kendilerine düşen payı almalarını sağlayacak bir doluluk taşıyor.
Balasagunlu Yusuf,eserinde
Zaman Gezgini’nin yapmış olduğu zaman makinesiyle 1890 yılından 802701 yılına yolculuğu ve yolculuğu sonrası geçen kısa sürede yaşadıklarını konu alan 100 sayfalık bir kitap Zaman Makinesi.
***Kendime hatırlatma amaçlı inceleme yazdığımdan bundan sonrası kitabın özet kısmıdır. İsteyen bu kısmı atlayıp bundan sonraki kısma geçebilir.
———————————————————————-
Kitap, Zaman Gezgini’nin (kitapta isim belirtilmemiş) evinde bekleyen bir grup (doktor, gazeteci vs) arkadaşının karşısına yorgun argın, toz toprak içinde çıkmasıyla başlar. Arkadaşları onun bu haline anlam verememiştir. Arkadaşlarından kısa bir süreliğine müsaade isteyip üstünü başını temizleyip geri döndüğünde çok aç olduğunu belirterek tıka basa karnını doyurduktan sonra başına gelenleri anlatmaya koyulur. Artık kitabın bundan sonrası aslında -neredeyse kitabın sonuna kadar- Zaman Gezgini’nin inanması zor macerasını içeren konuşmasından ibrarettir. Zaman Gezgini konuşmasına başlamadan önce sözünün kesilmemesi, sonuna kadar dinlenmesi şartını koşmuştur. Laboratuvarındaki zaman makinesiyle uğraştığını, tam anlamıyla bitmediği halde üzerindeki seleye oturup onunla zaman yolculuğuna çıktığını, baş döndürücü bir şekilde zamanın akıp gittiğini, nihayet 802701 yılına geldiğinde ise ulaştığı yerde çalışmayan, çalışmadığı için de insana özgü iskelet ve kas yapısı değişime uğramış, kısa boylu, çocuksu, hayatlarını sadece mutlu mesut geçiren Eloi’lerle karşılaştığını anlatmıştır. Eloi’ler başta Zaman Gezgini’ne ilgi gösterseler de birbirlerinin ne konuştuklarını anlamadıkları için çabuk sıkılmış, dikkatleri başka yöne kaymıştır.
Eloi’lerle anlaşmaya çalışan Zaman Gezgini çevreyle ilgili gözlem yaptığı sırada zaman makinesi kaybolur. Ancak Zaman Gezgini bunu çok sonra fark eder. Makinenin bir sfenksin tunç kaidesinde
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
diyeceğim, bilim kurgu ile birlikte edebiyat, Thomas More’ların, Tommaso Campanella’ların, Francis Bacon’ların ütopyalarını ardında bırakmış, sınıflar arasındaki uçurumların giderek büyüdüğü, toplumsal çalkantıların şiddetlediği, ama bir yandan da teknolojinin görülmemiş bir hızla geliştiği, yepyeni buluşların birbirini izlediği bir çağda karamsar karşı-ütopyacı romanlara, insanlığın insanlıktan çıktığı, total yönetimlerin gemi azıya aldığı, doğa ve çevre yıkımlarının patlak verdiği, toplumların dehşet ve çöküşlere sürüklendiği distopyalara yönelmiştir.
“Okulda yapmaya çalıştığın şeyin büyük bölümü ev ortamında bozulabilir. Anaokulu yaşını bu yüzden her sene azalttık; artık neredeyse beşikten alıyoruz onları.”