Bir aidiyet, ait hissetme meselesi kimlikle, etnik kökenle açıklanabilir mi acaba? Ya da bulunabilir mi orada? O kaybolmuşluk hissi memlekete dönüldüğünde geçer mi acaba? Yoksa daha da derinleşirken mi bulur kişi kendini? Kendini bulmak için kalmalı mı o yerde yoksa kaçmalı mı?
İlginçtir, bu kitabın bana düşündürdüğü başlıklardı bunlar. O hissizlik, yabancılaşma, yabancı kalma, aidiyetsizlik, bağ kuramama, ait olduğu yeri bulamama, yüzeysel yaşam bir şeyleri hatırlattı, bir şeyleri de sorgulattı.
Abdulrazak Gurnah
"Aşkta, tüketim toplumunun bize öğrettiği tüm bu ücreti önceden ödenmiş anti-risk araçları mevcut değildir. Fakat mağaza sahipleri tarafından bol ve hesapsızca verilen sözlerle şımartılmış olan bizler, risklerle yüzleşip onlarla kendi başımıza başa çıkmamız için gereken becerileri kaybettik. Dolayısıyla aşk ilişkilerinde de kendimizi güvende ve rahat hissettiğimiz tek tavır olan 'tüketimci' tavırda davranmaya meyilliyiz."