Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üzerimizde taşıyoruz. O ilk çocukluk yıllarında üzerimize yapışan olumlu ya da olumsuz enerjiyi, daha sonra biz etrafımıza yaymaya başlıyoruz.
- Yazıklar olsun! diye bağırdı. Hiçbiriniz istediğimiz gibi yetişmediniz. Hiçbiriniz insan olmadınız. Hepiniz de insanlıktan uzaksınız. İnsanlıktan ayrıldınız. Artık ölüyoruz. Yazık oldu emeklerimize, boşa gitti. Bütün hakkımız haram olsun, Allah hepinizi kahretsin.
Çocuklar şaşırdılar
-Peki ama, bize neden beddua ediyorsunuz? dediler. Biz yanlış birşey mi yaptık yoksa?.. Size baktık, sizi örnek aldık. Siz ne yaptınızsa, biz de onu yaptık...
“Çocukluk başımızın üstündeki gökyüzü gibi. Hiçbir yere gitmiyor, mevsimler değişip dursa, bulutlar yer değiştirse bile gökyüzü gibi başımızın üstünde asılı kalıyor."