Fiziki acı, bizzat bedenin acı çekmesi, artık cezanın oluşturucu unsurları olmaktan çıkmışlardır. Cezalandırma, bu dayanılmaz duygular sanatından, bir askıya alınan haklar ekonomisine geçmiştir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz yargıçların verdiğimiz cezanın esasının cezalandırmaya yönelik olduğunu sanmayınız, bu ceza; düzeltmeyi, ıslah etmeyi, ‘iyileştirmeyi’ hedeflemektedir: bir ıslah tekniği, cezayı kötülüğü kovma biçimine dönüştürmekte ve yargıçları sefil cezalandırma mesleğinden kurtarmaktadır. Modern adalet sisteminde ve bu adaleti sağlayanlar arasında ceza vermeye karşı bir utanma duygusu vardır, ama bu duygu aşırı heveskârlığı her zaman kıramamaktadır; bu heveskârlık sürekli artmaktadır: bu yarayı psikolog ve ahlak ortopedisinin küçük memuru deşmektedir.
Başka bir ifadeyle, sevilmek anlaşılmaktır - ya da en azından ne zaman “Beni anlamanı istiyorum!” derken ya da acı içinde “Beni anlıyor musun? Beni gerçekten anlıyor musun?” diye sorarken kullandığımız anlamda "anlaşılmaktır."