Kısacık, sade dilli, yormadan merak uyandıran bir romandı. 1700lerin Çariçe döneminde soylu bir ailenin oğlunun orduya katılması ve sonrasın başına gelenleri anlatıyor. Ana karakterin dilinden anlatılmış kitap ve Puşkin yazarken bu karakterin gerçek hayattaki notlarından ve akrabalarının anlatımlarından yola çıkmış. Kitabı okurken gerçeğin ve dürüstlüğün kıymetini, sarsılmazlığını ve değişmezliğini bir kez daha anlıyorsunuz. Bölüm başlarındaki sözler ve aralarda geçen türküler çok hoşuma gitti. Puşkin ilk kez okudum, akıcılığı beni öyle büyüledi ki yine okurum :)
İşte kader hep böyle davranır bizlere, hemen arkamızdadır, omzumuza dokunmak için elini çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hâlâ, geçti gitti, gösteri bitti, yine aynı hikaye, diye homurdanıp dururuz.
Bilinmeyen bir ada öyküsü olarak başlayıp aslında bir adamın öyküsüne tanık oluyoruz okuyucu olarak. Masal tadında, güzel görsellerle desteklenmiş bir kitap. Bir solukta okuyup bitiriyorsunuz evet ama derin bir mesajı var aslında. Bir amaç uğruna yaşamak ve hareket etmek, çıktığın yolda hesapladığından farklı adımlar atmak ve sonuçlar elde etmek.. “Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin”
Jose Saramago’nun bu denli yalın bir anlatımla derin mesaj verebilme yeteneğine hayran kaldım. Samimi söylüyorum ilkokul seviyesindeki çocukların dahi hızlıca okuyup kavrayabileceği, bir şeyler alabileceği bir eser. Benden tam puan aldı, yazarın diğer kitaplarını araştırmaya başladım bile :)