M. Pınar

“Evet, yeter artık. Bu satırlara geldiğimde sanırım güneş de doğmuş olacak, gökyüzünde ‘çınlamaya’, aydınlattığı dünyaya sınırsız gücünü yağdırmaya başlayacaktır. Yağdırsın! Doğrudan bu gücün, yaşamın kaynağına bakarak öleceğim, bu yaşamı istemeyeceğim artık! Doğmamak elimde olsaydı, bu komik koşullar altında var olmayı belki de seçmezdim. Ama ölmek, geride kalan günlerimi yaşamamak yetkim var hâlâ. Pek büyük bir yetki, pek büyük bir başkaldırı değil bu.”
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dostoyevski'nin Lomonosov, Puşkin ve Gogol'dan bahsettiği satırlar.
“— Edebiyattan pek anlamam, ama bence Lomonosov, Puşkin ve Gogol’un dışında baştan aşağı Rus değildir edebiyatımız. Adelaida İvanovna güldü. — Önce bu üçü hiç de az sayılmaz, sonra bunlardan biri halktan, öteki ikisi toprak sahiplerinden. — Öyle ama, hemen heyecanlanmayın bakalım. Rus yazarlar arasında yalnızca bu üçü başkalarından alınma değil, gerçekten kendilerinin olan şeyler söylemişler, bu nedenle de ulusal olmuşlardır. Herhangi bir Rus başkalarından alınma değil de, kendinin olan bir şey söylediğinde veya yazdığında, Rusçası çok kötü bile olsa, anında ulusal kabul ediliyor. Benim için kesin bu.”
İşbankası Yay.
8/10
·192 syf.·
2017 105. kitabı
C'nin aylaklığı nasıl da sarıyor insanı. İç dünyası, düşünceleri, dört mevsimdeki geçişleri çok yakın hissettirdi. Karakterle tanışma, sohbet etme isteği uyandıran bir kitap oldu bende.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
"Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değer aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"
Sayfa 72