Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi. Boş yere mağaramdan çıkarma beni, alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.
Beğenmedim. Fazla taraflı ,karşı düşünceye karşı alaycı ve saldırgan. Kendi ideolojisinin altını doldurmak için kırk takla atmış. Aynı hassasiyeti ve saygıyı alay ettiği düşünceleri benimseyen kesime göstermemesinden rahatsız oldum.
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
Nietzsche' yle ilk defa bu kitapla tanıştım. Nihilizm düşüncesinden dolayı çok yakın olmak istemedim hiçbir zaman. Düşüncelerimde olumsuz tesirler bırakır düşüncesi ile anlamak bile istemiyordum ama kitabın sonunda kendi dusuncelerimin bir kez daha altını çizmeye yardım etti.Tanri'yi öldürmek demek bana göre kurallarını kendin koymak demek.Sadece küçücük bir insan aklı ile kendine ,olaylara yön vermeye çalışmak. Tanrının gereksizligini savunurken tanrınin gerekliliğine daha çok ihtiyaç duyduğunu hissettirdi bana. Düşünen insanlar kendinede,hayatada ağır gelir. Sadece düşünmek yalnizlastirir,huysuzlastirir,dik kafalı yapar, esnekliği alır. İnsanlara karşı duvarlar ördürur. Oysa düşündüğünü yaşamak ve yaşatmak hem sağlıklı bir birey yapar hem sağlıklı düşünmeyi beraberinde getirir. Çünkü her düşüncenizin sağlamasını attığınız somut adimlarla yapmış olursunuz. Bu nedenle ben bu kadar duyarlı insanların hayata karışmamasına hem toplum adına hem kendileri adına üzülürüm. Korkular yıldızlar gibidir diyor , günışığı onlari gizler. Bu cümle yalnızlığın yansıması.İnsan ne yaşarsa kendi lisaniyla anlatır. Kitapta bu gibi kisimlara takılmış olsamda Freud un meditasyon ile Breuer ' e yaşattığı sanal gerçeklik bence muhteşem. Bu kısım ok çok farkındalık kattı bana. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
Gerçekten sevdiğinizi sandığınız birisini acaba gerçekten seviyor musunuz? Bir kişiyi ya da bir nesneyi o olmadan yaşayamam, hayatın bir anlamı olmaz diye mi seviyorsunuz? Kendinizi tanımadan ve sevmeden başkasını sevmeye kalkıyor musunuz? Cevaplarınız tereddütlüyse sevme, sevme sanatı hakkında öğreneceğiniz çok şey var derdi Erich Fromm. Kitap sevme konusunda takınılan üç yanlış tutumun açıklamalarıyla başlıyor. İlki, çoğu kişinin sevmeyi; kendini ya da başkasını sevmekten çok, kendilerini sevdirme olarak görmesidir. Yani bunlar için sevmek yerine nasıl sevimli olabilecekleri önemlidir. İkinci yanlış tutum ise sevmenin kolay olduğu ancak sevilecek ‘nesneyi’ bulmanın zor olduğudur. Satın alma odaklı gelişen toplumlarda erkekler ya da kadınlar birbirlerini çekici yapan şeyin dönemin kafa ve vücut modası olduğunu düşünürler. Bu bağlamda sevme bir nesneye dönüşeceğinden gerçek anlamda bir sevmeden bahsedemeyiz. Üçüncü ve kitapta bahsedilen son yanlış tutum ise âşık olmanın sürekli sevme olarak görülmesidir. Birbirlerine başta âşık olan insanlar birbirlerini daha yakından tanıdıklarında aradaki bağlılık umut kırıklığına, düşmanlık ya da bıkmaya götürüyorsa burada da sevmeden bahsedemeyiz. Peki, bu yanlış tutumları düzeltmenin yolu ne olabilir? Erich Fromm atılacak ilk adımın sevmenin de tıpkı yaşam gibi sanat olduğunu kabul etmek ve bu sanatı öğrenme yolunda adımlar atmak olduğuna inanıyor. İnsanların istemeden doğduklarını, istemeden öleceklerini, yakınlarının onlardan önce ya da sonra öleceklerini düşünmeleri ve doğanın ve toplumun gücü karşısındaki çaresizliklerini bilmeleri hayatlarını bir hapishaneye çevirir. Bu hapishaneden çıkmanın yolu sevgidir. İnsanlar bu yüzden çeşitli yollarla sevgiyi bulmaya çalışmışlardır. Bunlar tapınma, lükse kapılma, her şeyden el etek
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,7bin okunma
Bu kitabın hakkını vermek için, yarım bırakıp zihnimin temiz olmasını beklemiştim. Halbuki okuduktan sonra düşünüyorum ki, zihnim hemen temiz olmalıymış kitabı bitirebilmek için.
Içimi kıpır kıpır eden, bahsettiği mevzularla beni alıp başka diyarlara koyan bir Irvin kitabı.
Kitap herkesin kendi hayatında yaşadığı sorunlardan birer parça bulup sorgulayabileceği nitelikte bir eser. Gerçek kişilerle ve tahminen kurgulanmış bir roman. Okurken gerçek gibi etkiler bırakıp, Nietche sen ne inanmışsın be dedirtiyor.
Bi kısma daha değinmek istiyorum. Bu kısacık hayatımızda aşk sandığımız, belki aylarımıza belki senelerimize mâl olan birisi hep denk gelir. Insanlar Lou kadar vicdansız, biz de Nietche kadar kör ve çaresiz oluruz. Içinden çıkabilirsek o durumun, dışardan bakmak büyük kızgınlık sebebi olur kendimize. Bakamayanlar ise hala şanssızlıklarıyla boğuşuyor halde kalırlar malesef. Ama Breur'in de Nietche'nin de kurtulduğu şeyden kurtulan biri olarak demeliyim ki, bu kitaba dışardan bakıyor olmak acayip keyifli.
Okumadıysanız okumadığınız günler için pişman olabileceğiniz bir kitap. Felsefeyi ve sorgulamayı severseniz, neye sahip olursanız olun hep bi acabanız varsa kafanızda, vakit kaybetmeden okumalısınız. Size yol gösterir mi bilemem ama sizi anlayacağı kesin.