"Her çiçek meyve olmak ister,
Her sabahın arzusu akşamdır.
Her şey fanidir bu dünyada,
Değişimden, kaçıştan başka.
En güzel yaz bile ister,
Hissetmeyi sonbaharı ve solduğunu.
Sessizce dur yaprak, sabırla dur.
Kaçırmak isterse rüzgar seni
Oyna oyunlarını, savunma kendini.
Bırak olsun ne olacaksa,
Bırak, seni kıran rüzgarın esintisi
Uçursun seni yuvana.”
"Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olmaz seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?
"Yaşamın ellinci kilometresinde insan kendini daha az rahat hissediyor. Artık şamata yok, ciddi konulara geçiliyor. Yolun ilk bölümünde işler iyi gitmezse hep anneye, eve dönülebilir. Anne bir tabak patates kızartmasıyla bizi beklerdi. Artık ev yoktur, anne yoktur. Anne ve kızarmış patatesler soğumuştur."
"Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?"
"Neye yarar ki zaten? İnsanın kaderi nedir? Her zaman için o kader, ümit etmektir. Ama sonunda elde edememek olmuştur, öyle değil mi? Asıl bilge insan, ümit etmeye kalkışmayandır."