“"Evet, dostlarım, benimle beraber dionysosvari bir hayata ve trajedinin doğumuna inanınız." Niçin? Nasıl? “Başınıza sarmaşıklardan bir taç oturtunuz, elinize Bachus'ün değneğini alınız, kaplanla panterin..." Niçin fakat? Anlamıyorum.
"Trajik insanlar olmak cesaretini taşıyınız, çünkü böyle kurtulacaksınız."
Neron gibi mi? Gözümün içini dolduran
alevler önünde? Felsefenin hayalleri gerçeğin şu dehşet ânı karşısında ne kadar sefil!“
“Devam etti:
-Bu misallerden bir netice çıkaralım mı? Yalancılığa da, doğruculuğu da tahammül etmeyen bir dünyadayız.
Sırasına göre yalanla doğruyu combine eden bir cemiyet ve ruh yapımız var.
İnsan realitesi tezatlıdır.
Sen şimdi bunu anlamazsın.
Bazen hakikat vahşidir, insanların arasına
salıvermeye gelmez.
Fakat o hakikatlere tasma takmak dururken yerlerine yalanları sürmek, neticeleri bakımından, daha tehlikelidir. Emin ol buna.“
“Hayat da böyledir, Mefharet, hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike ânları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o ânları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o ânlarda. Menfi, miskin, âciz bir tevekkül değildir bu. Anlıyor musun? İsyanın tekniğidir. Yani sabırdır. Müspet, enerjik, hedefli, iyimser bir sabır.“