Bu kitapla ilgili herkes bir şeyler yazmış. Bu benim üçüncü okuma denemem ve bir yılın sonunda nihayet kitabı bitirebildim. Her seferinde pes edip daha sonra bu sefer bitireceğim deyip yeniden başladım.
Kitaba yeni başlayacaklara birkaç uyarım var. Birincisi ağır dil ve edebiyat sevmiyorsanız boşuna kendinizi yormayın çünkü her on sayfada bir kitabı bırakma dürtüsü sizi rahatsız edecektir. İkincisi sabit fikirli ve değişmez doğrularınız varsa bu kitap sizi yoracaktır (Beni de bu yüzden baya yordu). Üçüncüsü bir düşünüz yoksa ve hayal kurmaya inanmıyorsanız bu kitap size göre değil.
Kitaba gelince Bu kitap yolunu kaybetmişlerin, çabuk pes edenlerin ve başına gelen her sıkıntıda kendisi dışında her şeyi ve herkesi suçlayan kişilerin yol göstericisi olabilecek nitelikte bir öyküye sahip. Bu kitap, başarısız, mutsuz ve yolunu kaybetmiş bir adamın “Dreamer” isminde hayali mi yoksa gerçek mi olduğunu anlayamadığım bir karakterle tanışması ve hayatını Dreamer’ın öğretilerine göre şekillendirmesini anlatıyor. Kitap çok yerinde özdeyişler, hayat mottosu yapılabilecek ancak size varoluş amacınızı da sorgulatabilecek cümlelerle dolu.
Bir gerçek var ki dreamer’ın öğretilerinin bir çoğunu günümüz dünyasında uygulamak çok zor ancak içimden bir taraf bir gün onun düşlediği insan ırkının dünyayı yönetebileceğine inanıyor.
Son olarak kitapta bahsi geçen Tanrılar okulu gerçekten de Londra’da kurulmuş ve kitabın felsefesini kendine vizyon edinmiş, umarım bir gün bu okulun öğrencileri ile tanışma fırsatı bulabilirim.