– Spoiler –
İlk defa bir kitap hakkında inceleme paylaşmak istemiyorum çünkü bana göre çok sıkıcıydı ve fazlasıyla abartılmış bir kitaptı. Okurken sürekli “Bu kitap neden bu kadar övülüyor?” diye düşündüm. Bana göre bu kitap Werther’in aşkını değil, Werther’in takıntısını anlatıyor.
Werther, nişanlı birine âşık oluyor ve bunun yanlış olduğunu bilmesine rağmen kendini durdurmaya hiç çalışmıyor. Aksine, bu durumu kabulleniyor ve ona sahip olamadığı için sürekli üzülüyor. Sevdiği insanın mutlu olup olmadığını düşünmek yerine, kendi hislerine odaklanıyor. Bu yüzden bunu bir aşk hikâyesi olarak görmek bana zor geldi.
Kitap çok kısa olmasına rağmen beni hiç içine çekmedi. Sürekli aynı duygular tekrar ediyor, hikâye ilerlemiyor. Okurken gerçekten hiç okuyasım gelmedi, sadece yarım kalmasın diye bitirdim.
Sonunda Werther’in, Lotte’nin ona hediye ettiği kırmızı fularla intihar ettiğini okuyoruz. Açıkçası bu son beni etkilemedi. Çünkü hikâye boyunca Werther’in kendini çıkmaza soktuğunu zaten görüyoruz.
Kitabın çıktığı dönemde birçok kişinin Werther gibi giyinip kırmızı fular taktığı ve hatta intihar ettiği söyleniyor. Bu yüzden kitap bir süre yasaklanmış. Belki de o dönemde insanlar kendilerini Werther’e çok yakın hissettikleri için bu kadar etkilenmişlerdir. Ama bana göre bugün okunduğunda bu kadar övülmesini hak etmiyor.
Kısacası kitap bana oldukça abartılı geldi. Konusu da bana göre bir aşk hikâyesinden çok, takıntılı bir gencin duyguları etrafında dönüyordu. Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe
!! SPOİLER !!
Gece Yarısı Kütüphanesi , basit bir üslupla yazılmış olmasıyla birlikte oldukça sürükleyici bir anlatıma sahiptir. Okuyucunun bakış açısını ciddi anlamda değiştirebilecek nitelikte bir eser. Baş karakter Nora’nın intihar girişiminin ardından başka bir evrene ışınlanmasını ve orada, geçmişte yaşamak istediği hayatları tek tek deneyimleme fırsatı bulmasını konu alıyor. Nora, bu farklı hayatlarda çeşitli maceralara atılsa da hiçbirinde gerçek mutluluğu yakalayamıyor. Çünkü her yaşamda mutlaka bir eksiklik ya da sorun vardır; hatta kusursuz gibi görünen bir hayatta bile mutlu olamaz. Bunun nedeni, o hayatların Nora’nın asıl hayatı olmamasıdır.
Kitap, paralel evren kavramını etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Ben bu kitabı okumadan önce kendimi çok fazla eleştirir, “Hayatta şöyle yapsaydım ne olurdu?”, “Bunu yapmasaydım hayatım nasıl olurdu?” gibi sorularla zihnimi meşgul ederdim. Elbette bunları düşünmek oldukça doğaldır; ancak bence insan “keşke”lerle yaşamamalıdır. Çünkü yaşanan kötü tecrübeler bile çoğu zaman daha iyi bir hayata hazırlıktır. İnsan, bulunduğu hayattan pişmanlık duymak yerine “iyi ki”leriyle yaşamayı öğrenmelidir ve o pişmanlıklardan ders çıkarmalıdır. Kitapta da tam olarak bu konu üstünde durulmuş. İntihara kalkışan Nora artık başka hayatı değil kendi hayatını o hayatta YAŞAMAYI istemektedir.
Bu kitap, gerçekten insanın bakış açısını genişleten ve doyumsuzluğun iyi bir sonuca götürmediğini gösteren bir eser. Milyoner olsak da, popüler olsak da hayatımızda mutlaka sıkıntılar olacaktır. En iyi hayat, şu an yaşadığımız hayattır. Çünkü hayat, an’dan ibarettir. Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig
Yine Cengiz Aytmatov ’un eserlerinden okuduğumda beni derinden etkileyen bir eser daha. Cengiz Aytmatov’un yazma tarzı öyle güçlü ki, bir an bile hikâyeden kopamıyorsunuz. Beyaz Gemi adlı eserinde olayları bir çocuğun gözünden izliyoruz ve çocuğun hislerini adeta birlikte yaşıyoruz. Toprak Ana'da ise hikâye bir annenin ağzından anlatılıyor; annenin duygularını ve düşüncelerini öyle içten hissediyorsunuz ki, sanki annenin yaşadığı kayıpları birebir kendimiz yaşıyormuşuz gibi hissediyoruz ve onun aklından geçenleri okuyor gibi oluyorsunuz. Eserde, her şeye rağmen annenin dimdik ayakta durduğunu, umudunu kaybetmediğini görmek insana güç veriyor. Üstelik vatan sevgisinin ne kadar değerli olduğunu, o kadar acıları yaşamalarına rağmen hâlâ yıkılmamalarından da anlıyoruz. Aslında Aytmatov’un çoğu eseri böyle—akıcı, etkileyici ve insanın içine dokunan bir anlatıma sahip. Cengiz AytmatovToprak Ana
Fahrenheit 451 , çok sürükleyici ve düşündürücü bir kitap olarak karşımıza çıkar. Daha önce hiçbir itfaiyecinin yangınları söndürmek yerine yangınları çıkardığını düşünmüş müydünüz? Bu kitap, bunu düşünmenizi sağlar.Bu kitabı okurken günümüzü çok fazla eleştirdim. Bunun sebebi, kitabın geçtiği dönemde yani 2. Dünya Savaşı’nın başlarında kitaplar yasaklanıp yasaklanan kitapların itfaiyeciler tarafından yakılmasıdır. İnsanlar bu kitaplar için canını ortaya koymaktadır. Bazıları ise canından olmaktadır.
Bu durumu bir itfaiyecinin yani Mantag'ın gözünden görürüz. Kitapların önemini bu kadar derinlemesine anlattıktan sonra günümüze baktığımda, şu an herkesin elinin altında birçok kitap bulunmasına rağmen, kitaplara verilen önemin yetersiz olduğunu düşündüm. Canımızı ortaya koymamamıza rağmen kitaplara yeterince değer verilmemesi beni düşündürdü.Bu kitap, birçok şeyi düşünmemizi sağlar ve kitapların önemini anlamamıza yardımcı olur. Kitabın baş kahramanı Montag’dır. Montag bir itfaiyecidir ve kitap onun serüvenini konu alır. Geri kalan kişiler yardımcı karakterler olarak düşünülebilir. Ben kitabın ismini çok garipsemistim nereden geldi diye düşünüyordum ki yazar kitabın sonunda kitabın ismini nereden aldığına değinmiş.O kısımda oldukça ilgi çekiciydi.
Ben genel olarak kitabı okurken çok keyif aldım. Size de keyifli okumalar dilerim.
Fahrenheit 451Ray Bradbury
Dil Belâsı kitabını okumak sonunda bana da nasip oldu. Herkesin öve öve bitiremediği bu eser, gerçekten de tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor. Kitabı okurken sanki kendimle yüzleştim, kendi içimde derin bir muhasebeye girdim ve zaman zaman kendimi kötü hissettim. Meğer bu küçük organ, yani dil, hayatımız üzerinde ne kadar da büyük bir etkiye sahipmiş.
Allah bizi yaratırken dili tutmamız için onu iki kapının —dişlerin ve dudakların— ardına gizlemiş. Bu bile başlı başına bir hikmettir.
Kitapta anlatılanların çoğunu aslında biliyoruz; ama sadece bilmek yetmiyor. Asıl mesele, bu bilgileri hayatımıza ne kadar geçirebildiğimizdir. İmam Gazali ’nin kaleme aldığı bu eser, insanın kendine dışarıdan bakmasını sağlıyor. Eğer kişi bunu başarırsa, birçok şeyi daha doğru yapabilir.
Dil Belâsı 'nın üzerimdeki etkisi çok büyük oldu tıpkı birçok kişide olduğu gibi. İnşallah bu tesir kısa süreli olmaz, kalıcı ve hayata yön veren bir etki olur. Rabbim hepimizi affetsin ve dilimizin şerrinden muhafaza etsin. Âmin.