Dedem ''hayırlısı demeyin" derdi, "hayırlısı diyen kişi hayırlı olan demek buymuş diye düşünüp başına geleni kalbine basmalı. Hayırlısı demek, bir anlamda Allah'tan gelen her şeye razı olma makamıdır. Başına gelen bela da olsa, sevinç de olsa aynı minnetle karşılamayı gerektirir." Peki dede ne demeliyiz diye sorduğumda " Allah'ım bana hayırlı olanı ver ve vereceğin her şeyin içinde sakladığın hayrı görmemi nasip et, deyin" diye nasihat etmişti.
Ariflerden birinin cebinde bir kağıt parçası vardı, her zaman ona bakardı. Onda "Rabbinin hükmüne sabret.Çünkü sen bizim nezaretimizdesin. " (Tur /48) ayeti kerimesi yazılıydı.
... Birisi bu aşık adama dedi ki: " Ey perişan olan, işi gücü darmadağın hale gelen, aşk nedir? Şunu apaçık bir anlatsana!"
Adam dedi ki :"Yüzlerce dünya dolusu malın mülkün olsa, hepsini bir kase şerbete satmana aşk derler !"
... Aişe (r. a) 'nın,' Vah başım' demesine zıt değildir. Çünkü bunların böyle demeleri hastalıklarını haber vermeleridir. Yoksa Allah Teâlâ’yı, gelen ziyaretçilere şikayet etmeleri değildir. Hasta Allah'a hamdettikten sonra hastalığını söylerse bu, şikayet olmaz. Eğer hastalığa kızarak haber verirse bu, şikayet olur.
Eğer kalbin pak, Rabbına layık bir kul isen aldığın gıdalara dikkat eder, mideni gelişi güzel şeylerle doldurmaz, ihtiyaç miktarı kadar yersin. Yemek hususunda edebi bırakır oburluğa kaçarsan bir hamal durumumda olursun. Zira inkar edilemiyecek şekilde biliyor ve görüyoruz ki midesi her zaman dopdolu olan kimseler gereği gibi ibadetlerini yapamıyorlar. Onlar için ibadetin hiç bir zevki olmuyor...