Tarih, eserlerini iki defa oynarmış: Önce trajedi, sonra komedi olarak. Roma'nın kazları heybetli bir trajedinin kahramanıydılar, bizimkiler tatsız bir komedyanın aktörleri.
Sol-sağ... Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı. Sol'un halk vicdanında yarattığı tedailer: casusluk, darağaçları, Moskova; sağ'ın, müphem, sevimsiz, sinsi bir-iki hayal. Hıristiyan Avrupa'nın bu habis kelimelerinden bize ne? Bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
...Kolektif bilinçaltımızın biçimsiz magmasında yatmakta olan çılgın potansiyellerin tümüne vücut vermektedirler. Bunu yaparken de kendi dünyalarının köklerini sökmekte, İslam'ı tözünden mahrum bırakmakta, aynı anda hem varkalma hem de imha etme hırsıyla bin dört yüz yıllık bir tarihin manevi sermaye olarak biriktirdiği her şeyi incelikten yoksun bir şekilde ortaya sürmektedirler. Bundan böyle Şii İslamı'nın geleceği ve modernliğin kaderi, bu korkunç poker oyununun kazanılıp kazanılmamasına bağlı olacaktır.