Uzakta olduğunuzda ayrılığı lanetleyebilir ve buluşmanın yeterli olacağı düşüncesiyle yaşayabilirsiniz. Ama oraya bir gittiniz mi, gözleriniz açılır; uzaklık aşkı korumuştur ve uzaklığı ortadan kaldırdığınızda, aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız.
Bir kitapta; "koyun ömrünü kurttan korkarak
geçirir ama onu yiyen çobandır." diyordu.
Korktuğunuz, kaçtığınız, ertelediğiniz şey değil de belki sığındığınız duygu, rutin sizi yiyordur.
Araştırmamın önüne sahte bir başlangıç çıkmıştı önce:
Otuz yaşımda yaşadığım bir sahne ki, keşke hiç yaşamak zorunda kalmasaydım, öbür oyuncular da yaşamamalıydı aslın da. Ne zaman ondan söz etmek istesem, henüz erken olduğuna inandırmayı başarmıştım kendimi.
Artık pek erken değil elbette. Neredeyse geç bile denebilir.