Medine

Beautiful mind
Dizinin konusu için guneykoresinemasi.com/diziler/1619-be... Başroldeki kızı ilk kez Cinderella and Four Knights dizisinde izlemiş ve oyunculuğunu beğenmemiştim. Ne yazık ki kızın oyunculuğunu bu dizide de hiç beğenmedim. İki dizide de biraz itici gelmişti. Sanki yoldan geçerken alıp kızı getirmişler de zorla oynuyor gibiydi, iki dizide ve birçok sahnede. Adamın oyunculuğu ise harikaydı. Diziyi adam götürdü zaten. Dizinin konusu ve işlenen olaylar çok sürükleyiciydi. Neredeyse her bölümü çok heyecanlı bir yerde bitti ve bu, benim için dizinin artılarından biriydi. Ayrıca belki dizi gereği romantik ilişki ön planda olmadığı için de olabilir ama ben daha çok kızın oyunculuğundan dolayı adamla aralarında bir romantik ilişki göremedim, dolayısıyla kızın adamın değişimi konusunda etkisi de zayıf kaldı. Adamın değişiminde benim etkim bile olmuştur ama kızın asla diyerek durumu abartabilirim.😄 Dizideki üç şey ilgimi çok çekti. Birincisi, başroldeki adamın anti sosyal kişilik bozukluğuna sahip başarılı bir beyin cerrahı olmasıydı. Bu durumundan dolayı empati yeteneğinin olmaması birçok farklı vakada cerrahın lehineydi. En ufak bir duygusallık göstermeden ameliyatların çoğunda başarılı oldu. İkincisi, cerrahın babasıyla olan ilişkisiydi. Babası küçüklüğünden beri adama o kadar çok "normal insanlar gibi ol, onlar gülüyorsa gül, ağlıyorsa ağla" tarzı cümleler kurdu ki bir süreden sonra ben bile bu durumuna gıcık olmaya başladım. Normal insanlar gibi... Normal insan gibi...Ve bu ilişki aslında asıl sorunun cerrahta değil de babasında olduğunu bana çok iyi gösterdi. Yani buradaki asıl sorun çocuğun yetiştirilme tarzındaydı. Babası çocuğu normal insan(!) olma konusunda bu kadar baskılamasa belki de çocuk da kişilik bozukluğu olmayacaktı, kim bilir! Bu
Sinema
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Medine

, bir kitap okudu
Puan vermedi·151 syf.··
25 saatte okudu
·
2020 8. kitabı
Aleksandr Puşkin
7.7/10 · 36,9bin okunma
Nar Ağacı
6/10
·533 syf.··
2020 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 16:39
(SPOILER VAR!) Kitabın arka kapağında yazanlardan dolayı Setterhan ve Zehra aşkını ve savaş zamanı olduğu için önlerine sürekli bir zorluk çıkacağını sanmıştım. Bu olmayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. 533 sayfalık kitapta ikisinin tanışması 506. sayfada oldu. Yani son 50 sayfa bile değil. Bu benim gözümde tam bir fiyaskoydu. Tanıştıkları zaman özellikle konuşamayıp anlaştıkları diyaloglar bana çok masalsı geldiği için hoşuma gitmedi. İkisinin arasında geçen kitabın kapağında da yazan "sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim" sözü masalın da masalıydı benim için. Zerre inandırıcı gelmediği için bana komik geldi. Ayrıca kitapta en çok Setterhan' dan bahsedilmesi hoşuma hiç gitmedi. Çünkü dediğim gibi hem beklentim farklıydı hem de Setterhan'ın yaşadıklarının çoğu ilgimi çekmedi. Setterhan yerine Zehra ve ailesinden daha çok bahsedilse çok iyi olurdu. Çünkü Zehra'nın ailesi bana daha samimi geldi ve savaşın etkileri bu aile üzerinde çok daha etkili anlatıldı. Mesela komşunun, kızını Büyükhanıma bırakmak zorunda kaldığında yaşananlar ve hissedilenler, Hacıbeyin 93 harbinde çook uzun yol yürümek zorunda kaldığı için bir bacağından olması, Büyükhanım ve ailesinin Hacıbeyi evde bırakarak Trabzon'u terketmek zorunda olmaları ve haftalarca yol yürüyüp kayıkla ve en en son vapurla İstanbul'a varmaları aklıma ilk gelenler. Setterhan'ı karakter olarak da pek sevemedim. Gözümde ezik bir erkek canlandı. Bunun sebebi ise babasının işinde, sözde patron olup babası ne derse yapmasıydı. Yani hiçbir şekilde kendisinde söz hakkı olmaması ve en ufak bir kararı verememesi ezik karaktere sahip olduğunu kanıtlar gibiydi. Kitap boyunca Setterhan'ın yaptığı en iyi şey kahvehane işletmede bir numara haline gelmesiydi. Onun dışında Setterhan'ın bir numarası yoktu. Azam karakterine de
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma

Medine

, bir kitap okudu
6/10
·533 syf.··
18 günde okudu
·
2020 7. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.8/10 · 34,1bin okunma
Kitabı ve filmiyle ilgili karışık yorum ( az spoi içerebilir!)
10/10
·194 syf.··
2018 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 14:22
Geçen gün Hakkari'de Bir Mevsim'i izlemiştim. Hoşuma gitti. Kitapla birebirdi diyebilirim.İzlerken "kim bilir ne zorluklarla filmi çekmişlerdir" diye birçok kez aklımdan geçirdim. Sanki film değil de gerçek hayattan bir kesite tanık oluyormuşum hissiyle izledim. Beni en çok etkileyen şeyler; üstüne kuma gelen kadının çaresizliği, hasta çocuğun abisinin öğretmenden ilaç yerine portakal istemesi ( çünkü kardeşi portakalı hiç yememiş) , en sonunda öğretmenin öğrencilere "size öğrettiklerimi unutun" minvalindeki konuşmasıydı. Aslında öğretmen çoğu kez öğrenci konumundaydı. Ayrıca öğrencilerin bildikleri Türkçe kelimelerinin sadece çevrelerinde gördüklerinden ibaret olması ayrı bir öneme sahipti benim için. Çünkü kelime haznemiz gördüklerimizle, duyduklarımızla sınırlıdır. Bunu da filmdeki o sahne kanıtlıyor. Bu arada kitaptan sonra filmini izlemek güzel olabiliyormuş. Normalde sadece kitapla sınırlı kalma taraftarıyım. Çünkü okuyucu okuma esnasında uçsuz bucaksız bir hayal gücüne sahiptir. Her ne kadar betimlemeler olsa da okuyucu yine de geri kalan yerleri istediği şekilde hayal edebilir, düşünebilir. Ama dediğim gibi bu düşünceme karşın kitapla film paralel olduğu sürece o kadar da sorun olmayabiliyormuş. Not: Kitabın şiir şeklinde yazılmasına bayılmıştım.
Sinema
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 201714bin okunma