... " Denizler idam edildi!" diyor öğretmenler. Deniz'in annesi de öğretmen ya, tanıyorlar onu. Hepsi çok üzgün... Sonra evine dönüyor sözünü ettiğim hanım ve unutuyor Deniz'leri. Aradan yıllar geçiyor. Bir bakıyor ki bu kez de kendi oğlu için idam kararı çıkmış. Dosyası TBMM'de onay bekliyor. O zaman yeniden hatırlıyor Deniz'leri ve Deniz'lerin annelerinin neler yaşamış olabileceğini.
Sayfa 113 - KARAKARGA YAYINLARI, 1.Baskı Nisan 2018·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabın adından da anlaşılabileceği gibi kitap Aziz Nesin’in Bursa’ya sürgün edildiği zaman (sürgün edilme sebebini yazmıyorum ki kitabı okuyacaklara sürpriz olsun, ama şu kadarını söyleyebilirim ki çok eften püften bir sebep) yaşadıklarını anlatıyor. Bu yaşadıklarının birçoğu ise oldukça trajikomik. Yani tam olarak “gülüyoruz ağlanacak halimize” durumu.
Kitabın ilk yarısındaki hikayeler çok güzeldi, eğlenceliydi, zevkle okudum. Sonraki hikayelerinin sadece bazılarını beğendim. Çünkü geriye kalan hikayelerde bana göre gereksiz olan tiplemelerin saçmasapan halleri hiç ilgimi çekmedi. Bu tipleri ben okurken bile çekemedim, yazar o tipitiplerle muhattap olmaya iyi dayanmış doğrusu.
Kitabın sonundaki mektuplar ise en sıkıcı bölümdü benim için. Çünkü sadece yazarın mektupları olunca birçok şey havada kaldı. Karşı tarafların yazdıkları da olsa belki bu kadar havada kalmazdı. Bir de mektupların içerikleri genel olarak ilgimi çekmedi. Çünkü genel içerik yazı/para gönderme üzerineydi.
Kitapta benim için en can sıkıcı kısım bir ailenin parçalanmasıydı. Yazarın çocuklarını, karısını özlemesi, buna karşılık karısının bir zaman sonra yazarın mektuplarına karşılık vermemesi ve bu durumun yazarı perperişan etmesi dikkatimi çeken en önemli yerlerdi. Bir tarafta inandığın doğruları ve gördüğün yanlışları herkesin bilmesini istiyorsun, ki bu yanlıştan dönülsün, diğer tarafta ise sırf bunları yazdın diye ceza olarak ailenden ayrı kalıyorsun ve her şey berbat oluyor. Gerçekten çok zor bir durum. Yani yazmasan olmaz, yazsan yine olmaz, sonuçta bir yerlerden mutlaka bir şeyler kopup gidecek, ha öyle ha böyle fark etmiyor.
Sonuç olarak, yukarıda da bahsettiğim gibi kitapta anlatılanların çoğunu beğenmediğim için kitabı da ne yazık ki beğenemedim. Oysa kitaba başlamadan önce beğeneceğime
Mezuniyet ne zaman?
İş güç ne zaman? ( işin yok mu vah vah! diğer bir favori cümle)
Askerlik ne zaman?
Evlilik ne zaman?
Düğün ne zaman? ( - biz düğün yapmayacağız, - olur mu öyle şey? Düğünsüz olmaz, elalem ne der sonra ( içimden ben; zıkkımın pekini desinler😂)
Ev, araba ne zaman? ( kirada mısınız? Yazık be. Ev satın alın ev, içimden ben " parayı ver hemen alayım"😂)
Çocuk ne zaman?
2.çocuk ne zaman? ( kardeş şart, yazık çocuğa tek büyümesin) ( içimden ben " doğurup doğurup bak diye sana vereceğim çocukları, pek meraklısın😂)
3.çocuk düşünüyor musunuz? ( içimden ben "Allah razı olsun ya seneler sonra bir şeyi bize bıraktınız ya, ne kadar düşüncelisiniz (!) )
Şunları yazarken ben yoruldum. Bazıları defalarca sormaya yorulmuyor.