Şayet bir eğitmen, kendini gerçekleştirmeye çalışan bir birey yahut ahlakı güzel insan arayışında bir keşifçi iseniz muhakkak bu kitaba bir bakın. Nevi şahsına münhasır bir beyin yaşantısını okuyacak, payınıza düşeni alacak ve yeni bir ideoloji sahibi olacaksınız :)
Kitaba başladığımda yüksek bir beklentim olduğunu belirtmeliyim, ki kendisi beni çoook motive etti. Çok yerin altını çizdim, çok tavsiyeyi içselleştirmek için uzun uzun düşündüm. Dil öğrenmek için videolar izlemeye başladım, birçok şehrin videolarını izledim. İçsel motivasyonum çok yüksek değildi ama beni yükseltmek için gereken her şeyi bu kitapta bulacağımı hissediyordum. Lakin sonra ‘önerileri’ entelektüel, karizmatik bir kişiden dinlemekten ziyade bir tarihçiden dinlemeye başladım. Tarih bizimdir ve elbette sahip çıkılmalıdır ancak hepimizin hayattan aldığı şeyler, almak istediklerimiz değişkenlik gösterir. Hepimiz tarihimizi bilelim, hepimiz aydın olmak için gelişmeye çalışalım, entelektüel sohbetlerle kazanalım ve kazan-kazan ilişkisi oluşturalım. Ancak herkes bir tarihçinin ilgi alanı olduğunca tarihle ilgili değildir, hepimiz dil öğrenimine küçük yaşta başlamadık ve hepimiz altını çizdiğimiz şehirlere gittiğimizde İlber beyin keyif aldığı şeyleri keyifle izleyemeyeceğiz. Sözüm o ki kendilerine kitabı için teşekkür eder, güzel önerilerinin adıma rehber olduğunu belirtmeliyim. Lakin sitemim, kitabın sonlarında düşen ilgimin sebebi olarak tarihçi kimliğini sürekli hissetmemdendir.
Kitap 60’lı yıllarda yaşamış üç kadını temsil ediyor. İkisi köprünün diğer yanlarında kendi yaşantısını kurmuş, hayatlarını sürdürürken; üçüncü kadın ise tam bir topal köprü olmuş. Köprü altında akan su, köprünün üzerinden geçen insanlar (hayatta sahip olduğumuz yüklerimiz, travmalarımız) eskitmekte olduğu köprünün farkında olmayan habitat… Hangi kadını okusam, yüreğim ondan yana oldu. Her birinin acısını, hayata bakışını akladım içimde. Çok kez öfkelendim, çok kez üzüldüm, çok kez sarıldım her birine.
Üslubuna gelecek olursak, basit bir dille anlatmış yazar hikayesini. Bazen düşündüm bu üç kadından birini kendine yakın bulduğu oldu mu diye. Ben adını gördüğümde kitabın, topal köprü ile kendimi bağdaştırmıştım. Meğer köprüme haksızlık etmişim. Velhasıl yorgun düşülen kitapların ardından okunacak bir nefes payı oldu bana. Tanıştığıma memnun olduğum, hemşehirlim diye samimiyetine güvendiğim bir yazar kendileri. Saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum.
ergenlik yıllarında bir cümleyle hayata tutunmaya çalışmış ve bu kitabı elime almış olsaydım muhtemel yorumum daha iyi olurdu. ancak dili, konusu, yaklaşımı o kadar sıradan bir kitap ki… sebat göstererek bitirmeye çabaladım ve süreçte sürekli arayıştaydım. bu kitapta bir cümle özgün olacak ve beni etkileyecekti, bulamadık. canın sağ olsun arda erel, kalemine sağlık.
Kendine İyi BakArda Erel · İnkılap Kitabevi · 20181,507 okunma
Açlığını okudukça daha çok hissettiğim, bitmesin diye yudum yudum içtiğim can suyum oldu.
O kadar keyifli, nüktedan ve sürükleyici bir kitap ki... Sürekli odakta ve sorgulardaydım.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,7bin okunma