Mefhum Adam

Mefhum Adam
@MefhumAdam
“Her insanın bir mesleği olmalı bir de meşgalesi. İşte o meşgale bütün kültürümüzdür. A. Süheyl Ünver
96 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Ömrünü bulunduğun gün bil.
Geçmiş ve geleceğin düğümü şu andadır, öyleyse. Her an, bir anlık ekim mevsimidir. Tohum şimdi atılmalıdır. Her an bize verilen hayatımız bir tohumdur. Rabbimiz adına ekmek için verilen tohumlardır şu anki hayatımız. Şu anki zaman tarlasına ekilmelidir tohum. Ya şimdi hemen atılır, henüz vakit varken; ya şimdi kul olunur, birazdan bir ayrılış sahnesi yaşanmadan. Şu anımız ya şimdi ebedîleşir ya da hiçbir zaman. Şimdiki zaman sermayemiz ya şimdi kullanılır ya da avucumuza düşen bir kar tanesinin hemen eriyişi gibi erir gider.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Din
Reklam
Bunca varlık varken gitmez gönül darlığı…
Herkesin kendi kalesine çekilmesi, mahallenin artık dağılması ve fertlerin atomize olması ile endişe, yaygın bir ruh durumu haline geldi. Endişe vardı, çünkü yalnızdık; cemaatimizden, köklerimizden, geleneklerimizden koparılmıştık ve yalnız insan korkardı. Endişeyi bertaraf etmek için ne denli güçlü olduğumuzu göstermek zorundaydık ve bunun da çok kestirme bir yolu vardı: Sahip olmak. Hem de olabildiğince çok şeye sahip olmak. Sahip olarak içimizdeki yurtsuzluğa bir şifa bulabilirdik. Aile büyüklerimizin yanımızda olamamasına son model bir araba iyi gelebilir, bayramlarda çekirdek ailemizle deniz kenarında geçirdiğimiz bir tatil, yeni bir koltuk takımıyla temize çıkarılabilirdi. Bu hayatı çoğumuz aynı sloganla yaşıyoruz: "Daha çok! Daha da çok!" Alışveriş merkezleri ve süpermarketler olayın farkında. Cıngıllarında haykırıyorlar: "Alışveriş yap, mutlu ol!" Narin, hemen kırılabilir hayatlarımızın panzehiri budur işte: Her eşya size mutluluk verir, her eşya ömrünüzü biraz daha uzatır, sizi kırılganlıktan korur. Ve biz çılgınlar gibi koşarız iksirimizi almak için, kimsesizliğimize bir çare bulmak için. Halbuki insanoğlu acizdir ve ölüm mukadderdir. Tamahkârlık yaraya merhem olmuyor. O yurtsuzluk duygusu bir türlü peşimizi bırakmıyor. Süpermarketleri var kılan o şey bir türlü iyileşmiyor. Şatolar, malikâneler çare olmuyor: Aldığımız onca eşyaya, biriktirdiğimiz onca servete karşın, hâlâ korunmasız ve hâlâ incinebilir insanlarız.
Psikoloji
İnsanı alışkanlıkları inşa eder.
İnsanın tabiatı ve mizacının değil, "imkanların ve alışkanlıklarının kişisi"dir. İnsanın alıştığı bir durum, giderek onun tabii karakterinin yerini tutmaya başlayan bir ahlak, meleke ve adet haline gelir.
Sayfa 167·Kitabı okuyor
Alıntı
Olmazsa da Olur…
İnsan, hayatını "olmazsa olmaz"lar üzerine kuramaz. Buna hakkı yoktur. Kendisine sunulan ve iradesine bağlanmamış olayları, durumları tenkit etmeden, mevcut nizam ve intizama uyabilir. Çünkü her şey sonsuz hikmetle yaratılmaktadır; insanın cüz'î aklına göre değil. İkinci yanılsama ise "olmazsa olmaz" denilen her şeye bir mutlakiyet atfedilmesidir. Aşık olduğu kişiye "Sensiz yaşayamam!" diyen biri, bu gezegendeki varlığını kendisi gibi aciz ve fani bir başka insana bağlamış olur. Bu, büyük riskler taşıyan çok ağır bir yatırımdır. Oysa "olmazsa olmaz" denilen her şey geçici ve fanidir. Her şeye hayat ve ölüm verilmektedir. Yani, her şey ama her şey, belli bir noktadan sonra bu dünyadan göçüp gidecektir. Bu yüzden, dünyada hiçbir şey olmazsa olmaz mesabesinde değildir. Onların dayanak noktaları da kendileri değildir. Olmazsa hiçbir şeyin var olmayacağı, varlığı başka hiçbir varlığa bağlı olmayan tek bir varlık vardır. O da, bütün kainatın Yaratıcısı'dır. Hepimizin ve tüm kainatın varlığı O'nun varlığına bağlıdır. Sonsuz ihtiyaçların giderilmesi O'nun irade, kudret ve hikmetine bağlıdır. O'nun kudreti olmazsa hiçbir şey olmaz.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Din
İnsanın kendisini unutması en büyük hastalıktır. Kendi gerçekliğini göz ardı etmek en büyük beladır. Böyle biri, çevresinde ölümü görse, ölümü düşünse bile bunu kendisine değil, başkasına yakıştırır. Ayrılışları, başka bir diyara göçüşleri asla kendi üzerine almaz; kendini hep güçlü görmek ister. Çünkü yalnızca kendisi vardır güvenebileceği. Ölüm onu ilgilendirmiyordur sanki. Sanki her şey, herkes ölecek ama o hep kalacaktır. Gaflet işte. İnsanın kendisini unuttuğu, kendi gerçekliğinin üzerini örttüğü kalın perde.
Sayfa 42·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam