İbrahim

İbrahim
@Meftuni_
Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir 'Sevgili'yi aramakla geçiyor... مدرسة المحمودية إسماعيلاغا تكآمول مدرسسي
Mezara kadar ilim talebesi
Lisans
İstanbul
17 Ağustos
78 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Durakta üç kişi, Adam kadın ve çocuk. Adamın elleri ceplerinde Kadın çocuğun elini tutmuş Adam hüzünlü, Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü.. Kadın güzel, Güzel anılar gibi güzel.. Çocuk, Güzel anılar gibi hüzünlü Hüzünlü şarkılar gibi güzel...
Sayfa 182
Reklam
Öyle kırgın Öyle yalnızım ki, Sığmıyorum sözcüklere...
İbni Şümase şöyle dedi: Amr İbni As ölüm döşeğindeyken yanına gittik. Yüzünü duvara döndü, uzun uzun ağladı. Bunun üzerine oğlu: – Babacığım! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sana şu müjdeyi vermedi mi? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem seni şöyle müjdelemedi mi? demeye başladı. O zaman Amr İbni As yüzünü bize dönerek dedi ki: – Ahiret için hazırladığımız en değerli azık “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” sözüdür. Hayatımda üç devir vardır. Bir zamanlar Resulullah’a benden fazla kin besleyen yoktu. Bir yolunu bulup da onu öldürmek benim en çok arzu ettiğim şeydi. Şayet bu haldeyken ölseydim, mutlaka cehennemlik olurdum. Allah Teala gönlüme İslam sevgisini koyunca, Peygamber aleyhisselam’a gelerek: Elini uzat, sana biat edeceğim, dedim. O elini uzatınca, ben elimi geri çektim. Bunun üzerine Resul–i Ekrem: – “Ne oldu, Amr?” diye sordu. – Şart koşmak istiyorum, dedim. – “Neyi şart koşacaksın?” buyurdu. – Bağışlanmamı, dedim. – “Müslüman olmanın daha önceki günahları silip süpürdüğünü, hicret etmenin daha önce işlenen günahları yok ettiğini, haccetmenin daha önce yapılan günahları ortadan kaldırdığını bilmiyor musun?” buyurdu. Artık Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den daha çok sevdiğim biri yoktu. Gözümde ondan daha büyük biri mevcut değildi. Ona duyduğum saygıdan dolayı gözlerimi kandıra kandıra yüzüne bakamazdım. Biri bana onu anlatmamı isteseydi, yüzüne doya doya bakamadığım için bunu yapamazdım. Şayet bu haldeyken ölseydim, cennetlik olmayı umabilirdim. Sonra öyle işlere karıştık ki, o işler karşısında halimin nasıl olduğunu bilemiyorum. Öldüğüm zaman arkamdan ne ağıt, ne de ateş yakılsın. Beni gömdüğünüz zaman üzerime toprağı yavaş yavaş atınız. Sonra bir deveyi boğazlayıp etini taksim edecek kadar bir zaman kabrimin yanından
Din
Ebu Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in etrafında, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhüma’nın da bulunduğu bir grup insanla oturuyorduk. Bir ara Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızdan kalkıp gitti. Uzunca bir süre dönmeyince, başına kötü bir iş gelmesinden korktuk ve telaşla yerimizden kalktık. Bu endişeyi ilk duyan bendim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i araya araya ensardan Neccar oğullarına ait bir bahçeye geldim. Giriş kapısını arayarak bahçenin etrafını dolandım; fakat bir kapı bulamadım. Bahçenin dışındaki bir kuyudan içeriye su veren küçük bir ark gördüm ve oradan büzülerek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdim. – “Ebu Hüreyre! Sen misin?” diye sordu. – Evet, ya Resulallah! dedim. – “Ne haber?” dedi. – Aramızda otururken kalkıp gittin; geri dönmediğini görünce, sana bir kötülük yapılmasından korkup telaşlandık. İlk endişe duyan da ben oldum. Kalkıp bu bahçeye geldim ve tilki gibi iki büklüm içeri girdim. Diğerleri de arkadan geliyor, dedim. Resul–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: – “Ebu Hüreyre!” diye seslendikten sonra ayakkabılarını çıkarıp verdi ve şunları söyledi: “Şu ayakkabılarımı alıp geri dön. Bu duvarın arkasında, gönülden inanarak “La ilahe illallah” diyen kime rastlarsan, onu cennetle müjdele!” Müslim, Îman 52.
"Ben, Veda etmeye çalışıyorum. Hepsi bu..."
Reklam