Kitap dünyevi birçok şeyden uzak bir adamın sanat öğrencisi bir kızı kaçırıp hapsetmesi hakkında. Hem kızın hem de erkeğin bakış açısından yazılan kitap bolca psikolojik çıkarımlar içeriyor. Buna rağmen erkek karakterini anlamak benim için zor oldu, ta ki Şizoid kişilik bozukluğunu duyana kadar. (Albert Camus'nun Yabancı kitabında da benzer bir karakter vardı) Bu bilgiden ve karakteri tanımaya başladıktan sonra kitabın sonunu bilmiş oldum. (Bence ana kahraman da bu tutsaklığın sonunu biliyordu çünkü onun sevgi olarak bildiği tek yöntem kelebeklere uyguladığıydı ve kızı da aynı şekilde sevdi.)
Kitabı sıradan bir gerilim romanından ayıran yönü dönemin sanat ve ahlak anlayışı, sınıf çatışması, atom bombası, aç çocuklar gibi pek çok konuya değinmiş olması. Belki pek çok konuya değinmiş olması, belki de bu konuları dile getirirken hissettiğim biraz isyankar, hoşnutsuz ve eleştirel hava, belki sanata uzak oluşum ya da anlayamadığım bir nedenden ötürü benim için keyifli bir okuma olmadı. Emekli, yaşlı, neyle uğraşacağını bilemeyen bir amcanın televizyondaki haberleri izleyip izleyip yorum yapışını dinler gibiydim kitapta.
Paranın bir güç olduğu ve gücün yanlış ellere geçince yapabilecekleri, iyi-kötü diye adlandırılan hiçbir duygu ve düşünce kalıbına bağlı kalmamak gerektiği, sınırları kendimizin koyduğu gibi çıkarımlar ise kitabın bana düşündürdükleri arasında.