Kitabın adından da anlayabileceğimiz gibi ana karakterimiz Mersault herkese, her şeye ve hatta kendisine karşı yabancıdır. Karakter öğretilmiş değerlere göre değil kendi değer yargılarına göre faaliyette bulunur. Zaten kitap da şöyle başlar: “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”Kitabın sonlarında yer alan mahkeme kısımlarında da işlediği suçtan değil, bu değer yargılarına uymayarak ne kadar duyarsız olduğu üzerine tartışma yaşanır. (Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü çaba sarf ettiklerini kimse bilmez.) Ona göre yaşamın anlamı, anlamsızlığı üzerine kurulu. Kişi bu anlamsızlık üzerine kendi anlamını inşa eder. Zaten yazarımız Albert Camus absürdizm ve varoluşçuluk akımını savunan birisi. Size bu akımlar uzak da gelse okunmalı ki kendi inanç ve düşüncelerinizi süzgeçten geçirip mantığınıza yerleştirmelisiniz. Kitabı tamamıyla özümseyebildiğimi söyleyemem. Herkese göre farklı yorumlarla tekrar şekillenebilir. Üzerine çok düşünülmesi gereken bir kitap.
Aşık olduktan sonra bizi yöneten, bizden daha büyük bir şey olduğunu düşünmeden edemiyorsun. Tam olarak biz olmayan. İçimizde yaşayan, içimizde hapsolmuş, bize yardım etmeye ya da canımıza okumaya her an hazır bir şey. Bizler kendimize sırrız.
Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve istekten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olurduk; ama şimdi esen her rüzgarla, tesadüf eseri bir sözcükle ya da kelimenin bize iletebileceği bir manzarayla etkileniyoruz.
Ben, kirke mitoloji türünde bir roman. Mitolojiye karşı önyargılıydım. Kişilerin fazla ütopik ,olayların ucunun çok açık olması başlıca sebeplerdi. Ama bu kitapta yazar olayları çok güzel bağlayıp bunun ayarını tutturmuş. Gerek anlatımının gerekse olay örgüsünün sağlam olması mitoloji sevmeyene bile kitabı okutacak cinsten. Kirkenin gözünden tanrıları ,canavarları ,titanları ve en önemlisi ölümlüleri okuyoruz. Ölümlülerin kirkenin ölümsüz hayatında kapladığı yer okunmaya değerdi. Ölümsüz yaşama dair şu kısım çok güzeldi: “Bir zamanlar tanrıların ölümün zıttı olduğunu düşünmüştüm ama artık her şeyden daha ölü olduklarını görüyorum çünkü hiç değişmiyorlar ve hiçbir şeyi ellerinde tutamıyorlar”. Kirkeyle kitabın sonuna kadar empati kuruyorsunuz. Acıları, buruk sevinçleri birlikte yaşıyorsunuz.
Spoiler
Kirke karakteri tanrıça olmasına rağmen hatalar yapıyor. Skylla buna çok güzel örnek. Aşkına, hırsına kurban gidip bu hatasını sonuna kadar kabullenmesi. Aynı şekilde prometheusa merhamet ve korkuyla yaklaşması… Duygularından tamamıyla arınıp babası gibi soğuk bir Tanrı figürü çizmiyor. Bu hoşuma gitti. Kardeşi pasiphaenin kutsal boğayla çiftleşmesi, kendisinin de üvey oğluyla birlikte olması her ne kadar etik olmayıp okurken rahatsız etse de bunlar mitolojiye has , sıkça karşılaşılan unsurlar. Bu yüzden bir yerden sonra alışılacaktır.