Mwelike

Mwelike
@Melikblr
"Zavallı saf çocuk. Peki ne yapsaydı? Yüzüne, gözlerinin içine baka baka, yalan söylüyorsun mu deseydi? Kimsenin gözlerine uzun süre bakamazdı. Yıllarca katlanmış yalanlarına. Yanından da ayrılamamış: yalanını yüzüne vurmak gibi bir davranış olur diye korkmuş. Istırap çekmeyi daha kolay bulmuş. Kavramak zor: söyleyememek. Anlayamadığım bir yönüydü. Selim de anlatmayı denemedi. 'Neden?' derdim; çırpınırdım: 'Neden söyleyemedin?' Daha başka olaylarda da söyleyemedi. Aman, derdi, canımı sıkma; sen anlayamazsın. Söyleyemediklerini içinde götürdü."
Sayfa 313 - Selim, Turgut·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı? -İnsanlar ne zaman bir savaş başlatacak olsa, onlara şöyle diyordum: "Durun! Kan dökmeyin!" Şimdi de tekrar ediyorum: "Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek?
Sayfa 76 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
"Hayat" hesapsız can düşmanlarına durmadan karşı koymakla devam ettirilen pek nazik bir geçittir. Hayat, hayatı yiyerek, yok ederek devam ediyor. Biz yaşamak için diğer hayatları, öldürüp yiyerek onları hazmederek kendimize çeviriyoruz. Diğer hayatlar da benzer gayretle bizi yutmaya uğraşıyorlar. Etten kemikten yaratılmış şu aciz vücutlarımızın ne kadar zararlı, tehlikeli mikroplara yiyecek olmak istidadında bulunduğunu, vücut makinesi dediğimiz ve bir saat gibi tıkır tıkır işleyen iç aletlerimizin ne kadar ufak arızalarla işlemez olması tehlikesinde olduğunu bilsek belki bir an ferah ferah nefes almaya bile korkardık. Her an durma tehlikesine maruz bulunan bu karışık makine bereket versin ki nasıl işlediğinden haberimiz olmadan yürüyüp gidiyor. Tabiattaki kendinden zayıf olanı yutmak kuralı en küçük mikroplardan en büyük ve hatta en yüksek mahluklara kadar geçerli. "
Sayfa 54·Kitabı okudu
Edebiyat
Birinin değişmesi istendiğinde, sonunda şu soru sorulur: "Kişinin alışkanlık biçimleri, neyin adına değiştirilecek? "Neyin iyi, neyin kötü olduğuna ben hangi hakla karar verebilir ve bunu birine dayatabilir ya da ısrarla salık verebilirim? Cevap basittir: Olayları tam da böyle yansıtmamak gerekir! Bazı alışkanlık biçimleri, birçok avantaj sağlıyor gibi gözükse bile, ahlakçı ve biçimci bütün girişimler, başkasını değiştirmekte etkisiz kalır. Çünkü, her şeyden önce, hiç kimse kendisine, iyinin ve kötünün öğretildiği bir çocuk gibi davranılmasını sevmez. İkincisi, zor kişiliklerin sorunu, olaylara çok biçimci ve katı yaklaşmalarından kaynaklanır. Onlar daha çok, karşılarındaki kişilere ya da içinde bulundukları koşullara göre değil, önceden belirledikleri öznel kurallarına göre davranırlar. Değişim konusunda kişiyi motive etme çalışmaları ancak kişisel ilişkilerle başarıya ulaşacaktır. Karşısındakiler ona içtenlikle ve saldırganlık sergilemeden, kendilerine çıkarttığı zorlukları anlatırlarsa, zor kişilik davranışlarını değiştirecektir. İşte bu yüzden genel anlamda ve bu çalışma boyunca göstermeye çalıştığımız gibi, karşımızdakine yapması gerekenleri sıralamak yerine kendi beklentilerimizden söz etmek, temel ilkelere dayanmak yerine somut durumlardan hareket etmek, kişi yerine davranışı konuşmak, vb. her zaman daha iyi olacaktır.
Psikoloji
Zor kişilik karşısında duyduğumuz rahatsızlığımız ve düşüncelerimiz, kendi zayıflıklarımızın da kanıtlarıdır. Paul Valery'in zekice söylediği gibi: "Söylediğin her şey seni anlatıyor. Özellikle başka birinden söz ettiğinde."
Sayfa 304·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam