Öldü sanılıp gömülmüş, ancak toprağın altında tabutunun için de uyanıp bağırıp çağıran, kıyameti koparan ve duvarları yumruklayan biri gibi hissediyordu kendini kadın: Ancak onu yukarıda duyan yoktu, insanlar toprağın üzerinde hafif adımlarla yürüyor, onun sesiyse yalnızlığın içinde boğulup gidiyordu. Madame de Prie sonra birkaç mektup daha yazdı, ama tıpkı gömülü insanların bağırmaları gibi, kimsenin onu duymayacağının, yalnızlığının engellerini acz içinde yumrukladığının tamamen bilincinde olduğu bir duyguyla yaptı bunu. Ancak bu davranışıyla zamani aldatıyordu ve burada, Courbépine'de zaman en amansız düşmanıydı.
Yüreği kendini daima ana kaptırıyor, doğruyu söylerken yalan söylüyor ve aldatmak istediğinde de dürüst oluyordu: Madamın her zaman tek bildiği, ne hissettiğiydi.
Gatsby'nin de telefonun geleceğine inanmadığına ve artık umurunda da olmadığına ilişkin bir his var içimde. Bu doğru idiyse eski sıcak dünyayı yitirdiğini, tek bir düşün ardında o kadar uzun süre yaşamak için çok yüksek bir bedel ödediğini anlamış olmalıydı. Ürkütücü yaprakların arasından yabancı bir gökyüzüne bakmış ve bir gülün ne kadar tuhaf bir şey, güçbela büyümüş otların üstü ne düşen gün işığının ne kadar çiğ olduğunu fark edince ür permiş olmalıydı. Yeni bir dünya, düşleri hava gibi soluyan zavallı hayaletlerin şans eseri çevresinde sürüklendiği yeni bir dünya, maddi ama gerçek olmaktan uzak... biçimsiz ağaçların arasından kendisine doğru akan o külrengi, acayip biçim gibi.