Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Lord Kinross, 1944’den 1947’ye kadar Kahire’deki ingiliz büyükelçiliği’nde görev yapmış "Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu" isimli kitabı yazmak için uzun süre Türkiye’de kalmış ve bu önemli incelemeyi beş yılda tamamlamış bir yazar.
İngiliz olmasına rağmen tüm objektifliği ile Atatürk dönemini ele almış ve çokça sağlam kaynak kullanmış.
Bu kitap tarih kitabı olmaktan çok edebi bir anlatımla biyografi kitabı şeklinde yazılmış. Ben içerisindeki edebi anlatımı çok beğendim. Kitabın sonları, Atamın ölümüne doğru olan kısımda en son göz yaşlarımı tutamayarak kitabı görebildiğim kadarıyla bitirmeye çalıştım.
Bu eser için gerçekten herkesin Nutuk'tan sonra okuması gereken ikinci kitap diyebilirim. Atatürk'e oldukça yerinde eleştirilerin de yapılmış olduğunu gördüm.
Kısacık, hastalıklarla geçen ömrünü adadığı koca bir devlet. Ölüm döşeğinde bile hala vatanı için çabalamaktan geri durmayan bir adam. İhanetlerle geçen bir ömür. Henüz daha yerli yerine oturtamadığı düzenin arkasından gelen dünya savaşı... Ölmek için doğru zaman değildi Atam.
Ne kadar çabalasan da insanların bakış açısını değiştirmeye ömrün yetmez. Bir ömrü geçtim, 1 asır bile yetmiyormuş. Yıl 2024 biz hala tarikatlarla savaş veriyoruz. Hala din ile ülke yönetiliyor.
Topraklarımızı sattı, ayyaş kafayla koca imparatorluğu yıktı diyen hainlerle savaşımız hep sürecek. Seni hiç anlamayacaklar. Ama biz galip geleceğiz. Kemalizm hep yaşayacak. Çünkü Kemalizm demek rasyonal düşünce demektir. Yönü akıl, us olan her daim kazanacaktır.
Hep hatırlanmak isterdin.
Seni hiç unutmayacağız. Sana minnettarız.
Sonraki nesillerimize de seni bilerek, anlayarak anlatacağız. Çok okuyacağız, hep çok okuyacağız. Evlatların olarak sana layık yaşayacağız.
Seni çok seviyoruz
AtatürkLord Kinross · Altın Kitaplar · 20232,467 okunma
Verilen ziyafetlerden birinde, garsonun biri,
elindeki büyük yemek tabağını yere düşürmüştü. Atatürk, konuğundan özür diledi: “Şu millete her şeyi öğrettim de, uşaklık etmesini bir türlü öğretemedim.”