Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim.
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”
Kaybettim, gerçekliğimi ve başka herkesin gözündeki algıları kaybettim Bibi! Kendime dokunduğumda boşluk hissediyorum. Çünkü dokunduğumda, başkalarının bana yüklediği ama benim aslını astarını bilemediğim gerçeklik duygusu var. İşte böyle, görüyor musun? Ben, şu anda seninle konuşan kişi, patilerini ellerimle tutan kişi, sana söylediğim sözler, bilmiyorum, tam olarak bilmiyorum onları sana kimin söylediğini Bibi.
Sayfa 124 - Aylak Adam | Çeviri: Fuat Sevimay·Kitabı okudu
Miş gibi davranıyorlar çünkü üç beş laf etmekten başka bildikleri yok. Sözcükler, anlıyor musun? Herkesin kendine göre anladığı ve söylediği sözcükler. Ama yargı dediğimiz şey de zaten böyle oluşuyor değil mi! Bir gün birisi bir bakmış, herkesin tekrarladığı bu sözcüklerden biriyle etiketlenmiş. Örnek mi istiyorsun: Tefeci! Başka bir Örnek mi: Deli! Söylesene bana, birisi başkalarını, seni nasıl görüyorsa öyle olduğuna ikna etmek için çaba sarf ederken, seninle ilgili başkalarının düşüncesini, kendi kafasına göre şekillendirmeye çalışırken, başkalarının özgür iradesiyle senin hakkında düşünmesini engellerken, nasıl sakin kalabilirsin?
Sayfa 105 - Aylak Adam | Çeviri: Fuat Sevimay·Kitabı okudu