Meltek

Meltek
"Kitaplar, ah! Eminim ki aynı şeyi okuyup aynı şeyi hissetmiyoruz." -J. Austen
Antalya
5 kütüphaneci puanı
1186 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Dudakların Mührünü Kırabilmek
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
Öyle uzun zamandır suskunum ki. İçimde sözcükler biriktiriyor ama onları arayınca bir türlü kazıp çıkaramıyorum. Yaşıyorum. Birbirinden önemli, müthiş dönüm noktalarından geçiyorum. Hayatım bir düzleme oturmaya başlıyor. Mu acaba? Bilmiyorum. Yarının ne getireceğini kim bilebilir ki? Geleceği bırakalım geçmişin gölgesini bile tam bilemiyoruz ki nerede başlıyor, nerede bitiyor. Hangisi gerçek, hangisi hayal...  Peki ya geleceğin belirsizliğinde, geçmişin gölgesinde dudaklarındaki mührü söküp atmak kolay iş mi? 20 sene suskunluktan sonra ilk kelime 'yandım'dan daha anlamlı ne olabilirdi bu arada? Canım Tezer'in dediği gibi "Bütün bu düşüncelerim, bir yıla yaklaşan sürenin sonunda vardığım çıkış yolu yalnız ve yalnız edebiyat. Sevdiğim kitapları yeniden okumak, sözcükler, dünyayı sözcüklere çevirerek algılamak. Bunun dışında her birey bana çözümlenemeyecek bir dünya gibi görünüyor." Ben de okuyorum. Son 2 yıldır yorum yapmadan, kendi içimde muhakemeler yaparak, içimdeki kuyuya atarak okudukça okuyorum. Yakın zamanda bolca öykü güzellemesi de okudum. En sevdiğim öykü kitaplarına dönüp durmamla sonuçlanıyor tabii bu da. Gündüzleri fikir kitapları, uyumadan önce mutlaka bir öykü. Hayatımda o kadar çok yenilik olurken en azından kitaplarda kendi güvenli alanımda kalmaya ihtiyacım vardı. Neyseki Cıs yetişti imdadıma! Yeniydi ama yabancı değildi çünkü. Kitabı daha elime almadan önce biliyordum tanışık olduğumuzu. Beni hem dev dalgaların arasında sürükleyeceğini hem de güvenli limanımda tutacağını. O bayıldığım, o büyülü kitaplarda olduğu gibi sersemletecek ve hayran bırakacaktı kendine. Hem de öykülerle! Müthiş bir karışım benim için. Leyla kokusu gibi işte. Bazen kızacak, sinirlenecek bazen üzülecek içim acıyacaktı üstelik hepsi aynı karaktere. Bazı karakterlerle konuşacak,
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021438 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2019 18. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 02:12
Bir cümle ne kadar derin bir iz bırakabilir? Etkisi ne kadar sürebilir? Lise kütüphanesinde elime geçen bir dergiden aklıma kazınan bir cümlenin etkisi mesela hiç geçmiyor benim için:"10 yaşındayım ve boşanmak istiyorum." Dergiyi kütüphaneden alma şansım olmadığı için dergilerin eski sayılarını satan sahafları tek tek dolaşıp kavuşabilmiştim National Geographic Haziran 2011 sayısına. Nojoud'dan ve onunla aynı kaderi paylaşan (mily)onlarca kızdan bahsediyordu. Gözyaşları içinde defalarca ve defalarca okudum yazıyı. Senede en az bir kez okumayı da alışkanlık edindim bu arada. Hiç unutmamak için. Sanki unutabilirmişim gibi. İşte ilk kez farkına vardığım noktaydı bu, herkesin eşit şartlarda olmadığını. Dünya üzerinde ne acılar olduğunu. Nojoud her zaman benimleydi bu süre içinde. "Boşandıktan sonra çok değiştim, insanların mutsuzluklarına daha duyarlı oldum" diyen minicik Nojoud'un öyküsünü ilk okuduğum gündü sanırım benim için duyarlılık sınırımı düşüren. O dönemde kitabı okumak istemiş, beni bu kadar derinden etkileyen öyküsünü onun ağzından dinlemek istemiştim; yeni baskısı olmadığı için bulamamıştım bir türlü. Aradan yıllar geçti, ben liseyi bitirip üniversiteye başladım. Ailemden uzak bir şehirde tek başıma yaşamaya başladım bu süreçte. Yeni insanlar tanıdım. Hiç aklımın ucundan geçmeyecek, varlığını hayal bile edemeyeceğim hayatlara tanık oldum. Güçlü kadınlar tanıdım, kendi gücünden haberi olmayan kadınlar tanıdım, bir sürü kadın tanıdım. Hiçbiri diğerine benzemeyen onlarca insan. Yurtta kaldım. Özellikle geceleri uyuyamayınca koridora çıkar düşünürdüm. Bu kapıların her birinin ardında 3er kadın var. Bu çatının altında 250 kadın var. Ve pencereden bakınca görebildiğim 3 bina daha var. Ve o herbir kadının da kendi umutları, heyecanları, hayalleri, mutlulukları,
Ben Nojoud 10 Yaşında Bir DulumNojoud Ali · Martı Yayınları · 2014912 okunma
10/10
·91 syf.··
Beğendi
·
2018 128. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2018 00:25
Bir şelale kenarında oturmuş okuyorum Kuş Ölümleri'ni. Bilmem kaçıncı kez okuyuşum.. Bilmem kaçıncı kez isyan edişim 'Bu kent kuşların intiharını umursamıyor artık' diye. Bilmem kaçıncı kez yüreğime bir taş oturuyor; 'Bir daha hiç öpüşmeyecek gülçin' derken. Yine sesime bir esmerlik düşüyor, parçalanıyor yüzüm. 'Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum' diyorum, şelalenin sesine karışırken sesim, sevdiğime bakarak ve sözünü alıyorum, kentte intihar tasarısı kuran her kuştan haberimiz olacağına ve onları kurtaracağımıza dair. Yoksa nasıl susturabilirim yüreğimin kuşlarını? Bir balık intiharı oturmuşken yüreğime yıllar yılı, bir kuş ölümünü daha kaldıramam diyorum; n'olur tut elimi. Otogarda okuyorum Gidersen Yıkılır Bu Kent'i. Yıkılıyor zaten her defasında. Otobüsün camında buğuya dönüyor tüm anılar bir anda. 'bir nehir gibi susuyorum yüzünün deltasında' duyan var mı susuşumu; bilmiyorum. 'kuşlar nereye sığınır akşam olunca' diyorum; en büyük korkum kuşların yuvasız kalması. Yüreğimin kuşları nereye sığınacak sen gelene kadar diyorum sonra susuyorum 'bir de seni ekleyerek susuşuma'. En sevdiğim caddelerden geçerken okuyorum Anısı Biz Olalım Bu Sokakların'ı. 'gürültüsüz sözcükler buluyorum/yeni sevinçlere benzeyen' ve gülümsetiyor her sözcük ve hiç durmadan yağmur yağıyor. İşte bu sevinçler yeni hüzünlere benziyor. Bir yaprak buluyorum kitabın arasında, bilmem kaçıncı kez hatmetmek için açtığımda. Belki Yine Gelirim'i işaret ediyor yaprak. 'Gidenler nerede kaldılar, özledim gülüşlerini/bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki' diyorum. 'sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor' 'çıkıp dolaşırken akşamüstleri bir başıma/bir uçtan bir uca yalnızlıklar olan kent'te ve bir ses geliyor 'Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün'. Sesleniyorum tüm
Belki Yine GelirimAhmet Telli · Everest Yayınları · 20256bin okunma
7/10
·229 syf.··
2018 124. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2018 18:01
Ne düşüneceğimi bilemiyorum doğrusu. Öyle bir çıkmazda kaldım ki! Ne yaptın be sevgili Leylâ. Ben ki sana karşı her zalım Leyla diyene kızar, seni savunurdum. Şimdi ise darmadağın ettin beni. Farklı kişilerin (dostlarının, sevgililerinin) Jale'ye yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor kitap. Hem Jale'nin hem de diğer birçok karakterin hayatlarına girmiş oluyoruz böylece. Bilirsiniz; bir insanı en iyi mektuplarından tanırsınız! En azından ben hep öyle derdim. Ama pek de öyle değilmiş anlaşılan. Neyse sürpriz bozmayacağım, tutuyorum kendimi. Ne diyordum, birbirlerinden çok çok farklı karakterlerin düşüncelerini, eylemlerini, sevgilerini gösteriş biçimlerini okuyoruz mektuplarda. Her insan ne kadar da farklı diyoruz, sevgisini de nefretini de başkaldırısını da göstermek aynı değil herkes için. Kimse kimseye benzemiyor, bambaşka hayatlarda bambaşka seçimler yapıyorlar. Bu seçimlerin iyi mi kötü mü olduğunu bilmek ise mümkün değil. Hayatın kendisi işte. Biz bilebiliyor muyuz sanki; gözümüze en doğru görünenin felaketimize sürükleyeceğini yahut belki de 'olur mu hiç' diyip kestirip attıklarımızın bir daha yakalayamayacağımız fırsatlar olduğunu? Mektuplarda birçok yerde Tezer Özlü'nün, Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları hatırladım. Boş yere değil tabii. Kendi hayatından, hayatındakilerden parçalar iliştirmiş her karaktere gibi geldi bana. Başkaldırı merakı ile Tezer'i, karşılıksız sevgi ile Ahmed Arif'i hatırlatıyor gibi. Jale'nin durdurak bilmeyen ona sevdalı insanlara duyduğu merhamet ile de kendisini! Doğru mudur değil midir; asla bilemeyeceğim. Sanmayın ki bütün bunları düpedüz söylüyor. Leyla Erbil'in çok sevdiği huyu imiş, satır aralarına gizlemek asıl anlatmak istediğini. O duyguların hepsini satır aralarında veriyor aslında. Ama bir de bakmışsınız ki taa
Mektup AşklarıLeyla Erbil · İş Bankası Kültür Yayınları · 20101,472 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2018 120. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2018 20:17
Ah Freya... Ne çok duydum adını bir bilsen. Henüz seninle tanışmadan çok önce bile tanıyor, biliyordum seni. En çok da ne kadar güzel olduğunu duymuştum, abartmamışlar. Aşk romanlarından köşe bucak kaçan beni bile bir anda etkin altına aldın. Buradan anlamalı kıymetini. Sana ve herkese karşı dürüst olacağım. Seninle tanışmak için sabırsızlanmama, kargoda yaşanan sorunlar yüzünden uzun süre kargo yolu beklememe, elime alınca büyük bir heyecanla sarılmama rağmen ilk başta bir türlü ısınamadım sana. Biraz zorlama cümleler, zamanlarda kaymalar derken bir an gerçekten hiç bitiremeyeceğimi sandım. Anlatım dili çok akıcı ve öykü etkileyici olmasına rağmen ara ara takıldığım bu problemler yüzünden az daha erkenden ayırıyorduk yollarımızı. Neyse ki minik bir tepecikmiş gözümü korkutan. Onu aşınca dalabildim Faroe'nin eşşiz manzarasına. Yalan yok, manzaranın tadına varınca bir oturuşta bitirivermişim kalanını. Ve ne kadar benimsemişim seni de Nordik'i de, Laura'yı da, Winkfred'i de. (Darılma ama en çok da Winkfred'i sevmişim.) Her karakter üzerinde uzun uzun durup ayrıntılara girmeler sayesinde de her karakter hakkında ne kadar çok fikir edinebilmişim aslında. Hiç kimse önemsiz değildir diyor sevgili yazarımız. Kitapta sadece ismi geçiyor olsa bile onun duyguları ve hayatı da önemli, mesajını vermiş bana kalırsa. Ayrıca sürpriz bozmamak için ayrıntıya girmiyorum fakat öyle güzel noktalar değiniyor ki tebrik etmeden geçmek istemiyorum. Bilinçlendirme, sosyal sorumluluk konularında tavrını açıkça ortaya sermiş ve örnek alınası bir tavır sergilemiş bu konuda. Sevgili Freya, senin yücegönüllüğün de eminim ki yazarın bu konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor. İşte böyle canım Freya. Zor kavuştuk, çabuk ayrıldık diyemeyeceğim çünkü öyle güzel benimsedim ki seni, hep benimle
FreyaUlaş Cömert · Karina Yayınevi · 201828 okunma