Aslında bize uygun olanı sevmek kolaydır. Zor olan, bize benzemeyenleri, istediğimizi yapmayanları sevebilmektir. Birini seni mutlu ettiği için değil, yalnızca kendi başına varolduğu için, bir başkası gibi değil, kendisi gibi olduğu için sevebilmek zordur.
Oysa anlatılamayan şeyler var. Sözcüklere dönüştürülemeyen, bir başkasına tanımlanması imkansız olan şeyler... En yakınlarımızın bile durup bir an gözümüz daldığında sordukları sorulara cevap veremeyişimizin nedeni bu belki de... En yakınımızdakiler bile o anlatılamayan şeyleri bilmiyor, bizim onların tanımlamayan anlarını bilmediğimiz gibi. Ne garip... Birini anlatmak için, birini tanımlamak için sözcükleri kullanıyoruz.
Oysa, onları oluşturan şeyin sözcüklerle anlatılması imkansız anlar olduğunu bilmiyoruz.
Züleyha evli, Züleyha efendi.Âşıktı, hemde kölesine tutsaktı! Ne kadar ayıptı, ne kadar yasaktı!
Dedikodular gelince Züleyha'nin kulağina dedi: Ateşe düşmeyen yanmayı nerden bilsin? Elini bıçak kesmeyen kanın rengini nasıl öğrensin?