İleri sürülen en yaygın varsayıma göre, sinestezi normalde birbirinden ayrılmış olan beyin alanları arasında gerçekleşen konuşmalardaki derece artışını yansıtır. Ama ben, geçmişte farklı bir varsayım önermiş ve sinestezinin "yapışkan plastisite" durumunu yansıttığını ileri sürmüştüm. Küçük bir çocuğun mor bir f harfi gördüğünü düşünelim: belki ilkokul duvarındaki bir tabelada, belki bir yorgana işlenmiş olarak karşısına çıkan ya da boya kalemiyle kendi yaptığı bir J. Görmüş olduğumuz gibi, ilgili nöronlar aynı anda etkinse sinapsların gücünde değişiklikler ortaya çıkar. Örneğimizde bu nöronlar f harfini ve mor rengi kodlayan nöronlar olsun. İki grup birlikte etkinleşiyor, dolayısıyla da birbirleriyle bağlantı oluşturuyorlar. Birçok kişi için J harfi ile herhangi bir renk arasındaki bağlantı, farklı bir renk eşliğinde görülen her f ile değişmeye devam eder. Böylece harf sarı renkle belirdiğinde, f ve sarı arasındaki bağlantı güçlenirken f ve mor arasındaki de zayıflar. Farklı renkte J'lere yeterince maruz kalındığında, çeşitli harf-renk ikilileri birbirine eşitlenir ve artık harflerle renkler arasında belirli bir ilişkilendirme söz konusu olmaz. Benim tahminim, sinestezi deneyimleyen kişilerde tipik olmayan bir plastisitenin var olduğu yolunda. Bununla kastettiğim, çağrışım ya da ilişkilendirme bir kez kurulduktan sonra, onu değiştirme becerisinin azalması, yani bir harf ile bir renk arasında ilk yapılan eşleştirmenin "yapışıp" kalması.