Sanki hiç yaşamamışım böylesine büyük bir yalnızlığı, belki de yaşamış da unutmuşum. En azından, dekor bu değildi. Ruhum giderek yakalıyor, unuttuğu bir şiirini. Şimdi anlıyorum ki çok ıraklara gitmeli insan, kafası çok karıştıkça . . .
Hiçbir devirde olmadığı oranda güçlü bir kitle ile karşı karşıya bulunuyoruz, neyleyim ki, o kitle geleneksel kitleden farklı olarak kendi çerçevesine sıkışıp kalmış, hiçbir şeye, hiç kimseye hayrı dokunacak durumda değil, kendi kendine yeterli olduğunu sanıyor, dikkafalı bir insan yığını...
"( ... )Kitle kendisinden başkasıyla birlikte yaşamayı istemiyor. Kendi kendisi olmayan şeyden ölümüne nefret ediyor kitle."
Ben gerçekten ben miyim, yoksa bana öğretilmiş bir hayatı mı yaşıyorum?
Ortega kitabında tam da bu sorunun peşine düşüyor. Ama bunu öyle akademik yukarıdan bir dille yapmıyor; daha çok günlük hayatta fark etmeden yaşadığımız şeyleri bir bir gösteriyor. Çünkü bir yanda “ben” var, bir yanda da sürekli içine karıştığımız “herkes” .
Ve çoğu zaman bu ikisinin farkına bile varmıyoruz.
Düşünsene: Biz doğduğumuz andan itibaren bir dünyanın içine düşüyoruz ve o dünya bize nasıl düşünmemiz gerektiğini; dilimizi, gelenek ve göreneklerimizi, neye doğru dediğimizi usul usul öğretiyor.
Ortega bunu şöyle özetliyor.
"Toplum bir düzenek niteliğiyle ele alındığında, dört dörtlük bir insan üretme makinasıdır."
Yani hayatımız, seçimler ve risklerle dolu ama toplumun gölgesinde şekilleniyor. Özgürlüğümüz sınırlı ve bu hayat ancak ölümle tamamlanıyor. Ortega’ya göre insan “tamamlanmış” bir varlık değil. Sürekli değişiyoruz ve kim olacağımızı her an yeniden belirliyoruz. Ama hiçbir zaman tam anlamıyla “olmuş” sayılmıyoruz; ta ki ölene kadar.
Bu bana biraz Yabancı’yı hatırlattı. Orada da insanın hayatla olan mesafesi, yabancılaşması ve yalnızlığı çok güçlü bir şekilde hissediliyor. Ortega ise buna biraz daha felsefi bakıyor; İnsan aslında yalnız, çünkü kendi hayatını kimse onun yerine yaşayamaz. Ama bunu fark edip sorguladığında bu yalnızlığı aşmanında bir yolu olduğunu söylüyor.
Ortega’nın asıl uyardığı nokta şu: En büyük tehlike sadece toplumun bizi etkilemesi değil, bizim fark etmeden “herkes”e dönüşmemiz. Düşünmeden, sorgulamadan yaşadığımızda, başkalarının hazır fikirleriyle hareket ettiğimizde kendi olmaktan uzaklaşıyoruz. Bu yüzden düşünmek, kendimizi kaybetmemek için neredeyse tek dayanağımız hâline geliyor.
Kısacası, Ortega diyor ki ; insan olmak biraz risk almak, biraz yalnız