Fama

Ne İstiyorum Değil, Ne Yapılmalı?
Puan vermedi·194 syf.·
2025 85. kitabı
Alışılagelmiş, kurallara dayalı bir etik anlatısı okuyacağınızı düşünüyorsanız, bu kitap sizi biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Çünkü Kuçuradi, etiği anlatırken teolojiye ya da toplum normlarına yaslanarak “işte etik budur” diyen hazır bir çerçeve sunmuyor. Kurallar sıralamıyor, doğru davranış listeleri çıkarmıyor. Bunun yerine insanı, hem başkalarıyla hem de kendisiyle kurduğu ilişkiye bakmaya zorluyor. Bu yüzden kitap öyle akıp gitmiyor; her sayfada durup düşünüyorsun. Etik için asıl sorulması gereken soruyu ise oldukça sade ama sarsıcı bir biçimde önümüze bırakıyor: “Karşımdaki insanı nasıl görüyorum? Onu sadece işime yaradığı sürece mi önemsiyorum, yoksa kendi başına değer taşıyan bir insan olarak mı ele alıyorum?” Kuçuradi, etik ilişkinin tam da bu noktada başladığını hatırlatıyor; insan, insanla kurduğu ilişkide karşısındakini bir araç haline getirdiği anda etik zemin kayboluyor. Metinde beni en çok durduran yerlerden biri, değerlendirme ile yargı arasındaki ayrım oldu. Bir duruma bakıp hızla hüküm vermenin ne kadar alışkanlık haline geldiğini fark ettim. Kitap, etik değerlendirmenin bilgiye dayanması gerektiğini söylüyor; koşulları, imkânları ve insanın içinde bulunduğu durumu hesaba katmadan verilen yargının geçerli olmadığını vurguluyor. Mesela: Bir annenin çocuğuna yeterince ilgi göstermediğini görüp hemen “ne biçim anne” demek kolaydır. Oysa etik değerlendirme, o annenin hayat koşullarını ve taşıdığı yükleri anlamaya çalışmayı gerektirir. Bu, yapılanı onaylamak değildir; ama doğru bir değerlendirme yapabilmenin tek yoludur. Etik karar meselesi kitabın en çarpıcı taraflarından biriydi. Kuçuradi’ye göre etik karar, “ben ne istiyorum?” değil, “bu durumda ne yapılmalı?” sorusuyla verilir. Bu ayrım teoride nettir; ama insan kendi hayatına geldiğinde dirençle
Felsefe
Etikİoanna Kuçuradi · Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları · 2006150 okunma
Reklam
Çıkar çarkları da bilgiyle ve "bilim"le dönüyor dünyamızda; ama değer bilgisi yok sayılarak. Önce kendi çıkarımızı içgüdüsel olarak korumamız öğretilir bizlere; sonra da bu çıkarlarımızı korurken, "başkalarına zarar vermememiz" gerektiği söylenir. Sanki olabilirmiş gibi ! ...
Sayfa 111
Felsefe
Yaşantı yaşanır, oluşur, kişinin hücrelerine yayılır...gerçek herşey gibi onun da doğruluğundan, yanlışlığından söz edilemez. Oysa onu yaşatan, ona neden olan değerlendirme doğru yapılmış, yanlış yapılmış ya da ezbere olabilir.
Sayfa 38
Felsefe
Orta Çağ: İnanca Bağlı Mantıklı Görünen Yalanlar...
Hangisi daha güçlüdür, ölüm mü yaşam mı?" "Yaşam, çünkü güneş doğduğu zaman ışıkları parlak ve göz kamaştırıcıdır, battığında daha zayıf görünür.".... Hangi taraf daha iyidir, sağ mı sol mu?" "Sağ. Nitekim güneş de sağdan doğar ve gökyüzünde yörüngesini sola doğru kat eder, kadın önce sağ memesinden süt verir yavrusuna." "Hayvanların en vahşisi hangisidir?" "İnsan." "Neden?" "Bunu kendine sor. Sen de, yanında başka yırtıcı hayvanların bulunduğu yırtıcı bir hayvansın ve güç tutkusu yüzünden diğer tüm vahşi hayvanların hayatını almak istersin."
Sayfa 354
Alıntı