Fama

Geçmiş içinde yaşanacak bir şey değildir. Eyleme geçerken içinden bir şeyler çe­kip çıkarttığımız bir sonuçlar kuyusudur.
Sayfa 12
Alıntı
Reklam
Görmek...
Seven birisi için sevgiliyi görmenin hiçbir sözcük ya da kucaklayışla karşılaştırılamayacak bir bütünlüğü vardır.
Sayfa 8
Alıntı
“Dünyaya gerçekten bakıyor muyuz?”
Hepimiz, alışılmış renk ve biçimleri, biricik doğru renk ve biçimlermiş gibi kabul etme eğilimindeyizdir. […] Bir tabloda gökyüzünün mavi, otun da yeşil olmasında direnen kimselerin, bu çocuklardan pek farkı yoktur. Oysa, mavi gök ve yeşil çayırlara ilişkin duyduğumuz her şeyi unutmayı bir denesek; sanki […] dünyayı ilk kez görüyor gibi olsak, nesneler daha değişik ve şaşırtıcı renklerle görünebilirdi bize. Ressamlar da bazen dünyaya yeniden bakmak; […] kabul edilmiş kavram ve önyargılardan kurtulmak isterler. Bu basmakalıp düşüncelerden kurtulmak kolay değildir elbette, ama bu kalıplardan en çok kurtulan sanatçılar, çoğunlukla en ilginç yapıtları verirler. Doğada var olduklarını hiç düşlemediğimiz yepyeni güzellikleri görmeyi bize öğretenler de onlardır. Eğer onları izleyip, onlardan bir şeyler öğrenirsek, kendi penceremizden şöylece bir dışarı bakmak bile heyecan verici bir serüvene dönüşecektir.
Sayfa 21
Sanat
Sanat dediğimiz şey, zamanla oluşmuş bir fikir...
"Sanat" diye bir şey yoktur aslında. Yalnızca sanatçılar vardır. Bir zamanlar bazı adamlar renkli toprakla bir mağaranın duvarına kabaca bizon resimleri çiziktiriyordu; bugün de bazıları boya satın alıp duvar ya da tahta per­deleri resimliyor ve daha birçok başka şeyler üretiyorlar. Tüm bu etkinlik­leri sanat diye tanımlamakta hiçbir sakınca yok, yeter ki bu sözcüğün yer ve zamana göre birbirinden değişik anlamlara gelebileceği unutulmasın ve günümüzde nerdeyse bir korkuluk veya tapınma aracı haline gelen ve bü­yük "S" ile başlayan Sanat'm var olmadığının bilincinde olunulsun.
Sayfa 11
Sanat
Zaman öldürü­lürken çok daha fazla fark edilir, sanki her saniyenin özel bir anlamı ve hacmi varmış gibi, sanki saniyeler insanın elinden tek tek yere bıraktığı birer çakıl taşıymış gibi, kum saatinin kum taneleri gibi, zaman engebeli ve çatlaklı bir şey olur, sanki daha yeni buradan geçip gitmiş gibi, geçip giden zamanın geçişi seyredilir;
Sayfa 178
Alıntı