Muhterem din adamları, inançlı bir insan olarak, sizden rica ediyorum. Halkınızin gerçek anlamda hizmetkarı olun. Papazlar kiliseye bağlı memur değillerdir. Sizin göreviniz dini törenler doğru uygulanıp uygulanmadığını takip etmek ve dua etmekle sınırlı olmamalıdır. Peygamberler
halka öncelikle temiz, dürüst ve hayırsever bir yaşam sürmelerini öğütleyerek, insanları vicdanlı ve sevgi dolu olmaya teşvik etmiştir. Onlara nasıl iyilik yapılacağını, hayvani ve vahşi ihtiraslarından arinarak, nasıl Tanr'nın evladı olunacağıni öğretmiştir.
Halka canlı, gerçek vaazlar verin. Halkla, asırlardır olduğu gibi, ikiyüzlü bir şekilde tekrarlayıp durduğunuz ruhsuz kelimelerden oluşan sıkıcı, itici din adamı diliyle konuşmayın. Saygıdeğer din adamları! Iki milyonluk Fin halkı adına, gözyaşlarımla size sesleniyorum; gerçekleri, bir ölü toprağı misali, kalın tabaka gibi kaplayarak, halktan gizleyen din
öğretisini bir tarafa birakın ve halka gerçekleri anlatın. Yaşlı, çocuk, genç ve yetişkin, herkeste canlı bir ruhun uyanmasını sağlayın."
Ben sizi suçlamak veya kınamak niyetinde değilim. Din adamlarını suçlayan çok kişi vardır zaten. Ben din adamlarını değil, kendimi, toplumu ve bütün halkı suçluyorum, Din adamları gökten düşmüyor, kendilerini aramiza bataklıktan esen rüzgarlar da atmiyor. Ülkemizin ruhban kesimi bizim
vücudumuzdan, etimizden ve kemiğimizden teşekkül etmistir. İyi veya kötü, nasıl olursa olsun, bizim din adamlarımız bizim aramızdan çıkmıştır, ve bizden farkları yoktur. O yüzden de din adamlarını eleştirenlere sormak istiyorum: Peki, aranızda kaç tane dürüst, namuslu tüccar var? Cevrenizde dürüst aşçılar, vicdanlı taş ustaları, mimarlar ve demirciler görebiliyor musunuz? Hangi meslek sahiplerinden
memnunsunuz? Avukatlarınız, milletvekilleriniz ve gazetecilerinizin