Mem

Mem
Ümitsizliklere ilaç, ruhlara doktor yoktur... Ahmed Arif Yedi Güzel Adam
Kocaeli
4 Haziran
118 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız… Bu, zamanla öğrenilen acı bir hakikattir. İnsan zanneder ki sakladığı şey görünmez olur; sustuğu acı susar, halının altına süpürdüğü kırıntı yok olur. Oysa örtmek, yok etmek değildir. Sadece geciktirmektir. Ve geciken her gerçek, ağırlığını büyüterek geri döner. İnsan en çok kendinden saklar bazı şeyleri. Kırıldığını inkâr eder, yorulduğunu gizler, “iyiyim” diyerek içindeki enkazı susturmaya çalışır. Başkalarını üzmemek adına kendini incitir; güçlü görünmek uğruna zayıflığını boğar. Ama bastırılan her duygu, günün birinde nefes ister. Ve nefes alamayan her şey, insanın üstüne çöker. Üzerini örttüğümüz pişmanlıklar vardır mesela… “Sonra konuşuruz” dediğimiz cümleler, “şimdi sırası değil” diye ertelenen yüzleşmeler. Zaman geçince geçeceğini sandığımız yaralar… Oysa zaman, konuşulmayanı iyileştirmez; sadece derinleştirir. Konuşulmayan büyür, bakılmayan karanlıklaşır. Ve bir gün, en ummadığın anda, en küçük sarsıntıda devrilir üstüne. Bazı gerçeklerin üstünü korkudan örteriz. Kaybetme ihtimalinden, yalnız kalmaktan, yanlış anlaşılmaktan… Bazen de konforumuz bozulmasın diye. Çünkü yüzleşmek cesaret ister; örtmek ise geçici bir rahatlık sunar. Ama o rahatlık, ince bir örtüdür. Altındaki yük ağırlaştıkça, örtü yırtılır. İnsan ilişkilerinde de böyledir bu. Konuşulmayan kırgınlıklar, halledilmeyen hesaplar, affedilmemiş hatalar… Hepsi birikir. Gülüşlerin altına saklanır, nezaketin arkasına gizlenir. Ama kalp unutmaz. Kalp, üstü örtülen her şeyi hatırlar. Ve bir gün, küçücük bir sözle bile taşar. Aslında mesele örtmek değil; taşıyamadığını itiraf edebilmektir. “Burada yoruldum” diyebilmek, “buna gücüm yetmedi” demek, “ben kırıldım” diyecek cesareti bulmaktır. İnsan yüzleştiği şeyden küçülmez; aksine hafifler. Çünkü hakikat,
Reklam
Sanki uzun mesafeler boyunca yürümüş gibi yorgunuz ama geldiğimiz hiç bir yer yok. Sanki her şeyi çok seviyormuş gibi yapıyoruz ama dünyamız kaskatı , içinde neredeyse hiç sevgi yok. Sanki her düğümün çözümünü biliyormuş gibi konuşuyoruz ama her yaptığımızla, her söylediğimizle düğümler daha da çözülemez hale geliyor. Milyon tane kitap deviriyoruz görünüşte ama o kitaplardan hayata yayılan hiçbir bilgelik yok. Herkes ne kadar doğruluk timsali olduğunu ispat etmenin derdinde, iyi de hayatın fotoğrafına bu kadar eğrilik nereden karışıyor? Sanki aynı derdin dertlisi, aynı yolun yolcusu kocaman kalabalıklarmışız gibi konuşuyoruz; bir küçük kıvılcım yetiyor oysa aramızda koca koca yangınlar çıkartmaya. Aramızdan biri bir diğerine "Yalnız değilsin!" dediğinde, hepimizi üşüten bir yalnızlık rüzgarı esmiyor mu her yanımızda...!
1000Kitap
Olgun olmayan aşk şöyle der: Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var. Olgun aşk ise şöyle der: Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum. Erich Fromm
Sayfa 119 - Destek Yayınları Ağustos 2020 pdf·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
...kimse birbirini sevmiyor. Kimsenin kavgası, gürültüsü yok ama kimsenin neşesi de yok.
"Kimsenin girip çıkmadığı bi' yer lazım bana." "Kütüphaneye gidelim o zaman."
Sayfa 181·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam