Cioran bu bölümde, insanın yaşarken bile kendine ve eylemlerine sanki ölümden sonra bakıyormuş gibi yabancılaşmasını anlatır. Bilinç, yapılan şeyi daha yaşanırken geçmişe çevirir; insan hem yaşayan biri hem de kendi varlığının anısı hâline gelir.
Mertozof
@Mertozof
·
Yapılan her işte gücü ve önemi olan bir bilgi vardır: Onun için kendisinin dışında hiçbir şeyin temeli yoktur. Nesne düşüncesine kadar nefret noktasında bir eyleme ya da eylemsizliğe göre en uçtaki saf bilmeyi dile getirir; o bilgi de aşırı bir hazla birlikte gelen her şeydir.
Yansıtma gücünün bu bilgisi her defasında, her davranışta bire bir uygunluktan başkasını sağlamaz ve hiçbir şey çılgınlığın etkinlik alanındaki “gerçeklik”ten başka birtakım töz izleriyle yüceltilmiş değildir.
Böyle bir bilgi “posthume” olarak adlandırılmaya değer. Bu bilgi, sanki hem yaşayan hem yaşamayan, hem varlık hem varlığın anısı olan bir öznenin bilinci gibi oluşur.
“Bu günden” sonsuza dek böylece çıkarılıp bir kenara koyulan eylemin eş-zamanlılığında onun tamamlayıp sona erdirdiği her şeye “geçmişte kaldı.” denir.
Yapılan her işte gücü ve önemi olan bir bilgi vardır: Onun için kendisinin dışında hiçbir şeyin temeli yoktur. Nesne düşüncesine kadar nefret noktasında bir eyleme ya da eylemsizliğe göre en uçtaki saf bilmeyi dile getirir; o bilgi de aşırı bir hazla birlikte gelen her şeydir.
Yansıtma gücünün bu bilgisi her defasında, her davranışta bire bir uygunluktan başkasını sağlamaz ve hiçbir şey çılgınlığın etkinlik alanındaki “gerçeklik”ten başka birtakım töz izleriyle yüceltilmiş değildir.
Böyle bir bilgi “posthume” olarak adlandırılmaya değer. Bu bilgi, sanki hem yaşayan hem yaşamayan, hem varlık hem varlığın anısı olan bir öznenin bilinci gibi oluşur.
“Bu günden” sonsuza dek böylece çıkarılıp bir kenara koyulan eylemin eş-zamanlılığında onun tamamlayıp sona erdirdiği her şeye “geçmişte kaldı.” denir.