Merve Kuscuoglu

Sürekli hesap verdiğimiz için birilerine, hesaplarımız açık verir habire. insanın neyi niçin yaptığını, kendine veya birilerine açıklaması, kendi boynuna geçirdiği ilk esaret halkasıdır. "Vebalim boynuna," der kimileri; vebalden veba gibi korkarız. Ama kendi kendimize yaptığımız haksızlıkları ciddiye almayız. Aslında en büyük vebal, kendi özgürlüğümüzü, gelişmemizi, kendimize, kendi elimizle kısıtlamamamızdır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yapın, Harika Hissedeceksiniz!
Arada sırada insanlara kibarlık göstermenin kimseye bir zararı yoktur.
Sayfa 64 - Yakamoz·Kitabı okudu
Birhan Keskin
Biz seninle kışa girmiş iki sardunya gibi; oturacağız, bekleyeceğiz, n’olur uyuma!
Siz herkesin eşit olduğuna, olabileceğine inanıyorsunuz. Yanılgı buradan başlıyor. Evet iyi kalpli bir düş bu gördüğünüz. Ama herkes eşit değil yeryüzünde. Olması da gerekmiyor.Geceyle gündüz bile eşit değil. Yazla kış farklı. Elma ağacıyla kiraz ağacıda. Kuşların ömrüyle böceklerin ömrü farklı. Soğanın tadıyla patatesin tadı bambaşka. Lale başka zaman da açar, menekşe başka. Bunlar sana bir şey ifade etmiyor mu? Yeryüzün de hiç bir canlı aynı adaletten payını almamışken, insanlar neden birbirlerinin aynısı olsunlar. Aynı pencerenin içinde duran iki farklı sardunya düşün. Biri hastalanır diğeri çiçeğe boğulur. Biri solar, biri açtıkça açar. Neden? Yan yana ekili iki sardunya bile aynı kaderi paylaşamazken, sizin insanların kaderlerini eşitleme ısrarınız neden?
Sayfa 129·Kitabı okudu