Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen kalemine hayran kaldım. Bir teknede büyüyen bir kadın, hem sağır hem dilsiz yani ahraz olan oğlu İsrafil ve kasabada bu ikisini insan yerine koyan tek kişi marangoz Musa… Bu üçünün kesişen hayatları ve denizin getirdiği davetsiz misafirlerle değişen yaşamları… Ben kitabı inanılmaz sevdim, dediğim gibi yazarın kalemine hayran kaldım. Kitap çok yorucuydu, çok acımasızdı ve çok etkileyiciydi. Özellikle sonunu bir başka sevdim. Hala okumadıysanız kesinlikle okuyun.
Kuzey ülkelerinin edebiyatını her zaman bir başka sevmişimdir. Bu kitapt da uzun zamandır kütüphanemden bana göz kırpıyordu ve “Zamanıdır,” dedim. Incecik ama devasa bir kitap… Sakin mizaçlı, sıradan hayatlı bir edebiyat öğretmeninin okul çıkışında açılmayan şemsiyesi yüzünden başlayan sinir krizi anı ve sonrasında gelen kendine, hayatındaki insanlara dair yüzleşmesi… Dediğim gibi devasa, dolu dolu bir kitaptı ve okurken en yakın arkadaşı ve karısı ile ilgili kısımlarda ayrı çarpıldım. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum.