"Savaşmak yerine anlasak, sakinleşsek. Habire geleceği ya da geçmişi düşünmeden, geleceğe yatırım için savaşıp geçmişin kayıpları için intikam naraları atmasak, sadece anı yaşasak... Cennet böyle bi yer olmalı. Sadece o anın var olduğu bi yer ya da an."
Tatyana ona tek bir bakış attı ve yüzünü gördüğü an, içinde bir hareketlenme hissetti. Ona kalsa, "Belli belirsiz bir kıpırtı," derdi ama bu tarif, durumu tam olarak açıklamıyordu. Kalbinin odacıklarına pompalanan kan sanki ciğerlerine dolmuş, sel olup oradan bütün vücuduna yayılmıştı. Gözlerini kırpıştırdı. Nefesleri sıklaşmıştı. Asker solgun güneş ışığında eriyip kaldırımın rengine karışıyor gibiydi.
Öyle hissediyordum ki, bende onlara korkunç yabancı gelen bir şeyler vardı, bu yüzden hiçbir şekilde aralarına karışamıyor, beni saran bu yoğun kitleden kopuk bir şekilde suyun üzerindeki bir yağ damlası gibi tek başıma yüzüyordum.