Köpek leşi gibi uyuyor şehir: Yok, değil, öyle değil... Köpek leşi, kokusu yönünden iğrenç, yoksa ölmüş bir köpekte kırılmış bir çocuk oyuncağının hüznünden başka, tatsız ne vardır? Koku cihetinden öyle bu şehir. Pis şehir bu. Alabildiğine pis şehir: Bit gezmemiş kanepe, sümük sürülmemiş, tükürülmemiş, balgam atılmamış hiçbir yeri yok. Yakamızdaki kir, fabrika dumanından değil, pislikten, tozdan, mikroptan.
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?
Bu şehirde düşünülmez. Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur.
Ah mutluluk! Mutluluk! Sen ne kadar zayıf, ne kadar cılız bir şeysin! Duvak, portakal çiçekleri, aşk... Bunlar güzel ama para nerede? Ey aşkın meşru ve temiz mutluluğu! Demek seni de satın almak gerek?
Sayfa 404 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ve yine, aylaklığa adanmış,
Ruhsal boşlukla azap çekerek,
Oturuyordu - saygıdeğer bir amaçla
Yabancı aklı kendinin kılmak için;
Bir sürü kitapla doldurdu rafı,
Okudu, okudu, birini bile anlamadan:
Orada sıkıntı, orada yalan ya da saçmalık;
Şunda öğüt, bunda anlam yok;
Hepsinde farklı prangalar;
Hem eskiler eskimiş,
Hem eskileri sayıklıyor yeniler.