Kitaba bakıldığında, ilk yapılan yorum elbette Mary Shelley’nin 18. yüzyılın sonlarında, bilimin henüz çok ileri olmadığı bir dönemde, sadece 19 yaşında gotik türünün en önemli eserlerinden birini yazmış olmasıdır. Edebiyat açısından bakıldığında da oldukça yerinde. Ama kitabı yalnızca korku ya da bilimkurgu olarak okumak haksızlık olmaz mı?
Her karakter aslında bir duygu veya insan doğasının bir yönünü temsil ediyor; insanın Tanrı gibi düşünmesi, dışlanma, kendine benzemeyeni hor görmek, sorumluluk ve ahlak gibi temalar ise eserin asıl odaklanılması gereken noktaları.
“Ne yazık! Bir insan niçin hayvanlarda görülenlerden daha üstün nitelikte duygulara sahibim diye böbürlenir ki.” veya “Kaydedilmiş pek çok örnek gibi, kötücül ve aşağılık bir insan olmak, kör bir köstebek ya da zararsız bir solucan olmaktan bile daha sefil bir durumdu.”gibi canavarın bu söylemleri gibi bu kitabı okumayan birinin yaratığı “Frankenstein” sanması, aslında asıl canavarın kim olduğu konusunda küçük bir ironi gibi duruyor:)
Olgunlaşmamış insanın özelliği,bir dava uğruna soylu biçimde ölmek istemesidir,olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
O surata iyi bak.
Aynanın karşısına geçip o mahlukata iyi bak
Evet evet , egosu gözlerinden taşan,neye hırs ettiğini bilmeden kırışıp çürüyecek olan o surata. Alnı kendisinden yorgun,burnu kibirinden büyük, saçları bit girercesine olan o mahlukat
Galibiyetinle gurur duy.
Nefretle dolup taşan kalpler kazandın
Özgürlüğünün tadını çıkar.
Zafer senindir.