Bir nesneye farklı bir isim bulmak neleri değiştirebilir ki? Bir çocuk kitabına göre çok farklı bir konu. Yazar bunun altından alnının akıyla çıkınca, hem yetişkinlerin hem çocukların sevebileceği bir eser çıkmış ortaya.
Kalem yerine “findel”kelimesini kullanmaya başlayan beşinci sınıf öğrencisi Nick’in hayatında başlayan değişim, okurların merak duygusunu arttırıyor. Ben de bu konu ne kadar uzayabilir, nereye gidebilir diye düşünürken kitap gayet dozunda uzadı ve mantıklı da bir final yaptı. Yazar, inanırsak neleri değiştirebileceğimizi beşinci sınıf öğrencisi bir çocuğun başından geçenlerle anlatmış.
Kendimize inanmak ve güvenmek; daha çocukken kazanacağımız karakter özellikleridir. Bu sebeple ebeveynlerin tutum ve davranışları, gerçek öğretmen tutumları çok önemlidir. “Senden bir cacık olmaz” ve benzeri cümlelerle büyüdük çoğumuz ve kendimizi buna inandırdık maalesef. Böylece özgüveni olması gereken kişiler özgüvensiz olurken, hiçbir yeteneği olmayan kimseler ise gereksiz bir özgüvenle haketmediği noktalara geldi.
Eğitimci olmak bizde söylenen klişe ifadede olduğu gibi gibi “üç ay tatil”den ibaret değildir. Meşakkat gerektirir, kullanacağınız bir kelime ile bir hayatı mahvedebilir veya bembeyaz bir gelecek sunabilirsiniz. Gerçek eğitici, bunun bilinciyle yapar mesleğini ve asla sakin bir yaşamı olmaz, düşünmekle geçer her dakikası.
Bir öğretmen, dersini sadece sınıfta anlatmaz. Öyle ki bazen bir öğretmenin dersi, hayatımız boyu sürer…
Kitapla ilgili spoiler vermemek için daha fazla bilgi vermeyip 7’den 77’ye okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyelim.
Bazen değişim gereklidir ve bu olurken izlemekten başka yapacak şey kalmaz.
“Güneşin doğuşu gibi şeyler engellenemez, tek yapabileceğin izlemektir.”
Bunun Adı FindelAndrew Clements · Günışığı Kitaplığı · 20212,914 okunma
Çocuk kitaplarının, sadece çocuklar için olmadığını gösteren kitaplardan biri daha.
Küçükken belki birçok kişi gibi ben de ''Türkiye'nin borcu varsa, ekonomisi kötüyse neden para basmıyor?'' diye düşünmüştüm. (Ekonomimiz çok iyi diyeceğimiz hiçbir zaman olmadı ve olmayacak galiba :D ) Kitabın bu soruyu cevapladığı söylenebilir ama bence çıkarılacak mesajlar daha derin. Şöyle ki:
Bu dünya hep mücadele edeceğimiz, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygıları yaşadığımız bir yer olmasaydı nasıl olurdu? Cenneti bu dünyada yaşasaydık yani. Kulağa hoş geliyor ama değil, zira herkesin zengin olması parayı değersiz kılar, herkesin her zaman mutlu olması mutluluğu, her şeyi bilmek bilgiyi.. Liste uzatılabilir.
Kitapta bu durumun yaşanmasının ardından her şey ilk haline dönmeye başlıyor, insanlık tarihinin ulaşabildiğimiz en dip noktasına, avcı-toplayıcı ya da tarımı yeni öğrenen topluma. Olay örgüsünün bu şekilde devam etmesi, kavga gürültüsü bir türlü bitmeyen güçlerin sonunu anlatan şu sözü aklıma getirdi:
“3. Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı’nda taş ve sopalar olacağını biliyorum”