Anne, sen geçimsizliğin ne olduğunu bilmiyorsun. Mutsuz evliliğin ne olduğunu bilmiyorsun. Bilmediğin için anlamıyorsun beni. Adamı dirhem dirhem kurutuyor mutsuz evlilik. Dirhem dirhem çürüyor insanın içi. Kuruyor bütün iç organların sanki. İçim bomboş anne. Boşansam, yeniden ben olmam için bin yıl geçmesi gerekir.
Ona 'boşan' deme, ona 'kilo ver' deme. Sen onun annesisin. Ona 'benim güzel kızım' de, 'benim tatlı kızım' de. 'Sakın yıkma yavrum yuvanı, sen mutluysan biz de mutluyuz' de. Ablamın buna ihtiyacı var.
Biz kötü çocuklar değiliz be anne. Siz bizi kötü yetiştirmediniz. Ama gücümüz yok. Gücümüz yetmiyor hayatlarımıza. Böyle olmasaydı iyiydi ama oldu. Hayatlarımız sizinki gibi değil. Sizin bir eviniz vardı, bize bir ev yetmiyor. Siz her yere otobüsle, dolmuşla gittiniz; biz arabamız olmadan adım atmıyoruz. Çocuklar iyi okullarda okusun diye dünyanın parasını akıtıyoruz. Aldıkça alıyoruz anne, aldıkça alıyoruz... Sonra borçtan başımızı kaldıramıyoruz. Bir hafta tatile gitmek için bir yıl çalışıyoruz. Tatilin taksiti bile bir yıl sürüyor. Hayat eziyor bizi anne. Yetişemiyoruz dünyaya. Çıkamıyoruz bu düzenin içinden.
Doğurdum, emzirdim, büyüttüm, geceleri başlarında bekledim, okula gönderdim, her şeylerine yettim ama büyüdüklerinde hiçbir dertlerine derman olamadım. Hayat nasıl da ayırıyor anneyi evlattan, kardeşi kardeşten... Herkesi kendi derdiyle bir kafese sıkıştırıyor. Görsen de anlasan da uzanamıyorsun.